6. Sınıf Sözcükte Anlam Konu Anlatımı

7. Sınıf Sözcükte Anlam Konu Anlatımı

Bu senenin en zevkli bir o kadar eğlenceli derslerinden birine geldi sıra. 7. Sınıf Sözcükte Anlam konusunu detaylı bir şekilde inceleyeceğiz. Bu konu ile ilgili olarak dikkat etmeniz gereken bir husus şudur ki; aşağıda yer alan kavram bağlamı sizin mevcut ders müfredatından farklı olsa da ancak sitemizin anlatımımız daha kapsayıcı olacaktır. Sitemizde sizler için özel olarak hazırlanmış ders notlarımız ile bu konuyu anlamanızı güçlendirecek geçmiş yıllarda çıkmış sınav soruları hakkında fikir edinebileceksiniz. Ayrıca Türkçeci Mobil uygulamamızda tüm konular için hazırlanmış özel testler yer almaktadır. Uygulamamız hakkında geniş bilgi bu adrestedir.

7. Sınıf Sözcükte Anlam konusunun sonunda aşağıdaki kazanımları elde edecek ve aşağıda yer alan soruların cevaplarına ulaşmanızı hedeflemekteyiz.

  • Sözcükte anlam olayları nelerdir? Sözcüğün anlam çerçevesi nedir? Sözcükte çok anlamlılık nedir?
  • Sözcüğün temel anlamı nedir? Sözcükte anlam kaç farklı anlamda kullanılmıştır sınav soruları nasıl çözülür?
  • Sözcük öbeklerinin anlamı nedir? Deyimlerin anlamları nasıl anlaşılır?
  • Bir kelime grubunun deyim olup olmadığını nasıl anlarız?
  • İkilemeler nasıl oluşur? İkilemeler nasıl yazılır? İkilemeler arasında virgül konulur mu? İkilemeler birleşik sözcük müdür?
  • Terim anlamlı kelimeler için örnekler nelerdir? Terim anlamlı kelimeler büyük harfle mi yazılır? Terim anlamlı kelimeler ve dahil olduğu alanlar nelerdir?

 

7. Sınıf Sözcükte Anlam konusunu aşağı yer başlıklarda inceleyeceğiz. Bildiğiniz konuları doğrudan atlayabilir ve konu başlıkları arasında hızlıca geçiş yapabilirsiniz. Ayrıca dersimizi, word ortamında ya da pdf ortamına aktararak çalışma kağıdı olarak da kullanabilirsiniz.

Sözcüğün Anlamı

Bir sözcüğün zihnimizde canlandırdığı, uyandırdığı kavram, tasarım, duygu ya da düşünceye sözcüğün anlamı denir.

7. Sınıf Sözcükte Anlam dersini iyi anlayabilmek için öncelikle şu soruya cevap vermek gereklidir.

Sözcük Nedir?

Nesneleri, duyguları, düşünceleri, kısaca kavramları karşılamaya yarayan ses ya da ses bileşimlerine sözcük (kelime) denir. Sözcük; tek başına kullanılabilen ya da ilgi ve bağlantı kurmaya yarayan, dilin ve düşüncenin en temel birimidir.

Dildeki en küçük, anlamlı birimler sözcüklerdir. Sözcüklerin anlamı ve görevi kullanıldıkları cümle içinde belirir. Bu da sözcüklerin anlamını belirlemek, sözcükleri incelemek için cümleden yola çıkmayı gerektirir. Çok anlamlılık bir sözcüğün zaman içinde ilk (temel) anlamına bağlı olarak birden çok kavramı karşılar duruma gelmesidir.

Sözcüklerin anlamlarını içeren ve öğreten temel kaynak sözlüklerdir. Sözlükte bir sözcüğün karşısında maddeler halinde birden çok anlam veriliyorsa, o sözcük çok anlamlıdır.

Sözcüğün Anlam Çerçevesi

Çok anlamlılık özelliği bulunan sözcüklerin değişik anlam boyutları vardır.

Temel Anlam

Bir sözcüğün dile katılışında üstlendiği, zihnimizde en önce canlanan anlamına temel (ilk) anlam denir.

Temel anlam, bir sözcüğün en eski ve en yaygın olarak kullanılan anlamıdır. Temel anlam, bir sözcüğün yeni anlamlar edinmesine de kaynaklık eder.

Aşağıdaki cümlelerde sözcükler temel anlamlarıyla kullanılmıştır.

Yapraklar sararıyor.

Baban da senin gibi kel mi?

Uzattığım dalı sıkıca kavra.

Acı biber sever misin?

Çantan masanın üzerinde.

Yan Anlam

Sözcükler kullanıldıkça ya benzerlikten ya da herhangi bir ilişkiden dolayı yeni anlamlar kazanır. Bu yeni anlamlara yan anlam denir. Yan anlamlar temel anlamdan tam olarak uzaklaşmazlar. Aşağıdaki cümlelerdeki altı çizili sözcükler yan anlamda kullanılmıştır.

Sobanın dirseği kırılmış.

Ayakkabının burnu delinmiş.

Tuğlaları fırınlarda pişiriyorlardı.

Adam derenin kenarına çöktü.

Sokağın başında buluşalım.

Örnek Çözümlü Sınav Sorusu:

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük yan anlamıyla kullanılmamıştır?

A) Dağın başında iki kişi var.

B) Babam kilidin dilini onardı.

C) Çocuğun kolunu alçıya aldılar.

D) Testerenin bütün dişleri körelmiş.

Çözüm :

A, B ve D seçeneklerindeki cümlelerde altı çizili sözcükler yan anlamlarıyla kullanılmıştır. “Baş” sözcüğü, temel anlamıyla “yakıştırma” ilişkisiyle “arazide en yüksek nokta” anlamında; “dil” söz¬cüğü, temel anlamıyla “yakıştırma” ilişkisiyle “nesnelerin yassı ve hareketli parçası” anlamında; “diş” sözcüğü, temel anlamıyla “yakıştırma” ilişkisiyle “çark, testere, tarak gibi çentikli şeylerdeki çıkıntıların her biri “anlamında kullanılmıştır. Bunlar birer yan anlamdır. C seçeneğindeki cümlede altı çizili “kol” sözcüğü, sözlükteki ilk anlamıyla kullanılmıştır. Sorunun doğru yanıtı C seçeneğidir.

Gerçek Anlam

Sözcüklerin yaygınlaşan, herkesçe bilinen anlamlarına gerçek anlam denir. Bir sözcüğün gerçek anlamının kapsamına, o sözcüğün temel anlamıyla sonradan kazandığı tüm yan anlamları girer.

“Ağız” sözcüğünün temel ve yan anlamları olarak örneklenen;

1. Yüzde, avurtlarla iki çene arasında, sesin çıkmasına, soluk alıp vermeye ve besinleri almaya yarayan boşluk,

2. Kapıların ya da içi boş şeylerin açık yanı,

3. Koy, körfez, liman, yol gibi yerlerin açık yanı,

4. Bir ana dilin bölgelere göre gösterdiği söyleyiş farklılığında da anlam gerçek anlam kabul edilir.

“Yakmak” sözcüğünün temel ve yan anlamları olarak örneklenen;

1. Maddelerin ısı ve ışık yayarak kül durumuna geçip yok olması,

2. Işık veren şeylerin etkinliğe geçmesi,

3. Bir şeyin ateşin ya da sıcaklığın etkisiyle bozulması, kömür durumuna gelmesi anlamları birer gerçek anlamdır.

Mecaz Anlam

Sözcüklerin temel anlamlarından uzaklaşıp gerçek anlamları dışında kullanılarak kazandıkları anlama mecaz (değişmece) anlam denir.

Mecaz anlam, sözcüğün kullanıldığı cümleye özgü olarak kazandığı, anlatımı etkili ve güzel kılmak amacıyla kullanıldığı anlamdır.

“Bu ağızları bırak da doğru konuş.” cümlesinde “ağız” sözcüğü “birini yanıltmak, kandırmak amacıyla dolambaçlı sözler söyleme özelliği” anlamında kullanılmıştır. Sözcüğün bu anlamı, temel anlamından uzaklaşarak bu cümleye özgü kazandığı bir anlamdır; yani mecaz anlamdır.

Yetişemediğimiz için uçak biletlerimiz yandı.

Derdim çoktur, hangisine yanayım?

“Yanmak” sözcüğü; yukarıdaki kullanımların ilkinde “geçersiz kalmak, değerini yitirmek”; İkincisinde “çok üzülmek” anlamlarıyla kullanılmıştır. Sözcüğün, bu cümle ve dizelere özgü kazandığı anlamlar, temel anlamıyla (ısı ve ışık yayarak kül durumuna geçmek) bağlantı ve ilişkisini yitirmiş, gerçek an-lamının dışına çıkmıştır. Sözcük, her iki kullanımında da mecaz anlamlıdır.

ÖNEMLİ NOT:

Benzetmeler ve kişileştirmeler de birer mecaz türüdür. Benzetmede nitelikçe güçlü olan varlık, nitelikçe güçsüz olan için örnek gösterilir. Kişileştirmede ise insana ait özelikler doğadaki herhangi bir varlığa aktarılır.

Anneannemin pamuk gibi ellerinden öptüm. (Benzetme)

Kuşlar bu sabah şarkımızı söylüyor. (Kişileştirme)

Çözümlü Örnek Sınav Sorusu:

Aşağıdaki cümlelerde altı çizili sözcüklerden hangisi gerçek anlamda kullanılmamıştır?

A) Şimdi işim var, sizinle gelemem.

B) Çantanın gözlerine iyice baktın mı?

C) Atatürk’ün yaktığı ışığı söndürmeyin.

D) Bahçeye derin bir kuyu kazalım.

Çözüm:

A, B ve D seçeneklerindeki cümlelerde altı çizili sözcükler gerçek anlamda kullanılmıştır. A seçe-neğindeki “iş” sözcüğü, “birinden istenen hizmet, birine verilen görev”; B seçeneğindeki “göz” sözcüğü, “içine bir şeyler konan nesnenin bölümleri”; D seçeneğindeki “derin” sözcüğü, “dibi yüzeyinden uzakta olan” anlamlarıyla kullanılmıştır. Bu anlamlar söz konusu sözcüklerin yaygınlaşan anlamlarıdır ve gerçek anlamdır. C seçeneğindeki cümlede altı çizili olan “ışık” sözcüğü, kullanıldığı cümleye özgü olarak “ileri görüşlerle gösterilen yol” anlamında kullanılmıştır ve mecaz anlamdadır. Sorunun doğru cevabı C’dir.

Çözümlü Örnek Sınav Sorusu:

“Sıkmak” sözcüğü, aşağıdaki cümlelerin hangisinde mecaz anlamıyla kullanılmıştır?

A) Bu kemer belimi sıkıyor.

B) Ailesi kızcağızı çok sıkıyor.

C) Çorbaya bolca limon sıkın.

D) Parmağımı bantla iyice sıktım.

Çözüm:

“Sıkmak” sözcüğü; A, C ve D seçeneklerindeki cümlelerde gerçek anlamıyla kullanılmıştır. Sözcük; A seçeneğindeki cümlede “dar gelmek”, C seçeneğindeki cümlede “basınçla suyunu çıkarıp akıt-mak”, D seçeneğindeki cümlede “çevresini sararak basınç altına almak” anlamlarında kullanılmıştır. Bu üç anlamda da somut dış etki ve basınç altına alma söz konusudur. B seçeneğindeki cümlede sözcüğün kazandığı “baskı altına almak, üzmek, zorlamak” anlamları soyuttur ve anlatımı etkili kılma işlevi taşır; bu nedenle sözcük mecaz anlamlıdır. Sorunun cevabı B’dir.

Sözcük Öbeklerinin Anlamı (Kalıplaşmış Sözlerin Anlamı)

7. Sınıf Sözcükte Anlam dersine dersine söz öbekleri ile devam edelim. Birden çok sözcükten oluşarak anlam yansıtan sözlere sözcük öbekleri denir. İkilemeler, tamlamalar, ilgeç öbekleri, eylem ve eylemsi öbekleri, deyimler birer sözcük öbeğidir.

Dilde kullanılan belli bir biçim, değiştirilemez bir yapı kazanan sözcük öbeklerine de kalıplaşmış sözler denir.

Deyimler, ikilemeler, atasözleri… kalıplaşmış sözler olarak da adlandırılır.

Deyim

Özel bir durumu, davranışı ya da duyguyu etkili ve güzel biçimde anlatan, çoğu mecazlı söyleyiş içeren kalıplaşmış sözlere deyim denir.

Gözden düşmek, canını dişine takmak, eli açık, çoğu gitti azı kaldı… sözleri birer deyimdir.

Deyimlerin Özellikleri:

1. Deyimler kişisel ve anlık durumları anlatır, genel kural ve öğüt bildirmez. Bu yönüyle de atasözlerinden ayrılır:

“Adı çıkmış dokuza, inmez sekize.” sözü cümle biçiminde olmasına karşın deyimdir. Çünkü “Adı iyiye ya da kötüye çıkmış bir kez; artık bu genel kanı değişmez.” niteliğini taşıyan kişiler için kullanılır, özel bir durumu anlatır, genel kural ve öğüt bildirmez.

“Aç gözünü, açarlar gözünü.” sözü atasözüdür. “Her işinde uyanık ol; yoksa öyle silleler yersin ki gözünü dört açmak zorunda kalırsın.” anlamıyla “sen” sözcüğüne karşın, genel kural niteliği taşıyor, yargı bildiriyor, öğüt veriyor.

2. Deyimler en az iki sözcüğün kalıplaşmasından oluşur:

Avucunu yalamak, dereden tepeden konuşmak, canı tatlı, düşe kalka, ekmediğin yerde biter…

3. Deyimler kalıplaşmış sözler olduğu için yapıları bozulamaz, yapılarının bozulması anlatım bozukluğuna neden olur:

“İnsan çaresizliğe düşer, kolu eli bağlı olunca.” cümlesinde “eli kolu bağlı olmak (türlü engeller yü-zünden yapması gereken işi yapamaz durumda olmak)” deyimi, “kolu eli bağlı olmak” biçiminde kulla-nılmıştır. Bu kullanım, bu değişiklik yanlıştır. Deyimi oluşturan sözcüklerin yerlerinin değiştirilmesi ya da herhangi bir sözcüğün yerine eş anlamlısının kullanılması bile deyimin yapısını bozar.

4. Deyimlerin çoğunda sözcükler gerçek anlamlarının dışında kullanılmıştır:

Dili çözülmek (konuşmaya başlamak), gözden geçirmek (niteliğini anlamak için her tarafına bakmak) deyimlerinde “dil ve göz” sözcükleri her ne kadar gerçek anlam bağlantılarını koruyorsa da “çözülmek ve geçirmek” sözcükleri gerçek anlamlarının dışına çıkmıştır ve deyim mecaz anlamlıdır.

Gözden düşmek (kendisine değer verenlerin sevgi ve güvenini kaybetmek), diş geçirememek (gücü yetmemek, buyruğu altına alamamak) deyimlerinde, deyimi oluşturan sözcüklerin tümü gerçek an-lamlarının dışında kullanılmıştır, deyim yine mecaz anlamlıdır.

5. Az sayıda da olsa kimi deyimlerde sözcüklerin tümü gerçek anlamlarını korumaktadır:

Dili olsa da söylese

Yükte hafif pahada ağır

Yeri yurdu belli

Hem suçlu hem güçlü

İyi gün dostu (olmak)

Bu sözlerin deyim özelliği mecazlı oluşlarından değil, kalıplaşmış olmalarından kaynaklanıyor.

6. Kimi deyimler yakın anlamlıdır; bunlar benzer davranış, durum ya da duyguyu anlatırlar:

Kendini dev aynasında görmek, burnu büyümek, burnu havada olmak… deyimleri “kibirli olmak, herkese yukarıdan bakmak” davranışlarını anlattıkları için yakın anlamlıdır.

Çözümlü Örnek Sınav Sorusu:

1. Sabah sabah yine burnundan soluyordu.

2. Onu öyle görünce içimin yağı eridi.

3. Annem küplere binmiş, yanına varma sakın!

4. Önüne gelene ateş püskürmen doğru mu?

Yukarıdaki cümlelerde geçen deyimlerden hangisi anlamca ötekilerden farklıdır?

A)1. B) 2. 0)3. D) 4.

Çözüm

1.3. ve 4. numaralı cümlelerdeki deyimler (burnundan solumak, küplere binmek, ateş püskürmek) “öfke, kızgınlık” anlattıkları için yakın anlamlıdır. 2. numaralı cümledeki “içinin yağı erimek” deyimi “kaygılanmak, korkmak” anlamına geldiği için ötekilerden farklıdır. Cevap B seçeneğidir.

7. Deyimlerin yanlış anlamda kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar:

“Onun eli uzundur, her işini halledebilir.” cümlesindeki “eli uzun (olmak)” deyimi yanlış anlamda kullanılmıştır. Çünkü cümlede “iş yapabilen, sözü geçen, çevresi geniş” bir kişiden söz ediliyor. Bu özellikteki kişiler için “kolu uzun (olmak)” deyimi kullanılır. “Eli uzun (olmak)” deyimi ise “hırsız, her şeyi çalan” kişiler için kullanılır; anlamca bu cümleye uygun değildir.

8. Bir sözcüğün deyim içinde yer alıp almadığını, deyimleşip deyimleşmediğini anlamak için:

a. O sözcüğün başka sözcüklerle kalıplaşıp kalıplaşmadığına,

b. O sözcüğün mecaz anlam kazanıp kazanmadığına bakmak gerekir:

“Bu saatte oraya gitmeyi gözüm yemiyor.” cümlesindeki “gözü yememek” sözünde “göz” sözcüğü, deyim içinde yer almıştır. Çünkü hem kalıplaşmış hem de mecaz anlam kazanmıştır.

“Çocuğun gözü kanlanmış yine.” cümlesindeki “göz” sözcüğü, deyimleşmemiştir. Çünkü ne kalıp-laşma var ne de mecaz anlam kazanma. 

Çözümlü Örnek Sınav Sorusu:

“Söz” sözcüğü, aşağıdaki cümlelerin hangisinde başka sözcüklerle öbekleşerek deyim oluşturmamıştır?

A) Her seferinde sözümü kesiyorsun.

B) Ne zaman sözünde duracaksın?

C) Sözünün eri bir insandır babam,

D) Hiç kimse sözün gücünü yadsımaz.

Çözüm:

A, B ve C seçeneklerindeki cümlelerde “söz” sözcüğü başka sözcüklerle öbekleşerek deyim oluş-turmuştur. A seçeneğinde “başkasının konuşmasını durdurmak” anlamında “sözünü kesmek”; B seçeneğinde “verdiği sözü yerine getirmek” anlamında “sözünde durmak”; C seçeneğinde “verdiği sözü ne pahasına olursa olsun yerine getiren kişi olmak” anlamında “sözünün eri olmak” deyimleri kullanılmıştır. D seçeneğindeki cümlede “söz” sözcüğü kalıplaşmadığı, mecaz anlam taşımadığı için deyim değildir; tamlama oluşturmuştur. Doğru cevap D seçeneğidir.

Atasözleri

Uzun gözlem ve denemelerden ortaya çıkmış, genel kural durumuna gelmiş, özlü bir anlatıma sahip, öğüt veren, bilgece yargılara atasözü denir.

Kimsenin ettiği yanına kalmaz.

Paça ıslanmadan balık tutulmaz.

Yukarıdaki atasözlerinden ilki, hiçbir kötülüğün karşılıksız kalmayacağı, kötülük yapanların er geç cezasını çekeceği genel kuralını anlatıyor; İkincisi ise hiçbir nimetin zahmet çekilmeden elde edileme-yeceği yolunda öğüt veriyor.

Atasözlerinin Özellikleri:

1. Atasözleri kalıplaşmış sözlerdir. Bu kalıbın biçimi bozulamaz ve sözcükleri değiştirilemez:

“Al malın iyisini, çekme kaygısını.” atasözü, biçimi bozularak “Malın iyisini al, kaygısını çekme.” bi-çiminde söylenemez. Sözcük değişikliği yapılarak “Al eşyanın iyisini, çekme sıkıntısını.” dense, bu da atasözü olmaz.

2. Atasözleri yargı biçiminde kalıplaşmıştır. Basit cümle, sıralı cümle ya da eksiltili cümle kurulu-şunda olan örnekleri vardır:

Papaz her gün pilav yemez. (Basit cümle)

Sofu soğan yemez, bulunca sapını komaz. (Sıralı cümle)

3. Atasözlerin çoğu mecaz anlamlıdır.

Kuşu kuşla avlarlar.

Mum dibine ışık vermez.

Kedinin boynuna ciğer asılmaz.

4. Atasözlerinin bir bölümü gerçek anlamlıdır:

Dost ile ye, iç; alışveriş etme.

Son pişmanlık fayda etmez.

Akıllı düşman akılsız dosttan hayırlıdır.

5. Bazı atasözleri konusu, konuya bakış açısı yönünden yakın anlamlıdır: Bir elin nesi var, iki elin sesi var.

Yalnız taş duvar olmaz.

Bu iki atasözü de “dayanışma, birlik oluşturma” konusunu işler. Her iki atasözü de “önemli işlerin tek başına değil, iş birliği yapılarak başarılacağım” anlatır.

6. Bazı atasözleri; konusu, konuya bakış açısı yönünden birbiriyle anlamca çelişir:

“Armut dalının dibine düşer.” atasözüyle “Ak koyunun kara kuzusu da olur.” atasözleri birbiriyle anlamca çelişir. Çünkü birine atasözü, “Çocuk, soyuna çeker; çırak ustasının yolunu izler.” anlamındadır. İkincisi, “İyi ana babadan kötü çocuklar olabilir.” anlamını içerdiği için birinciyle anlamca çelişir.

ÖNEMLİ NOT:

Deyimlerle atasözlerini -özellikle de cümle biçimindeki deyimleri- karıştırmamak gerekir. Atasözleri, genel kural niteliği taşır. Yani yalnız özel bir durum karşısında değil; her zaman doğrudur. Deyimler ise gene! kural niteliği taşımaz, sadece özel bir durum karşısında doğrudur. Örneğin, “Ağaç yaş iken eğilir.” sözü atasözüdür. Çünkü genel kuraldır; herkes içni, her zaman doğrudur. “Çiğ yemedim ki karnım ağrısın” sözü ise deyimdir. Çünkü genel kural değildir; herkes ve her olay için kullanılamaz.

İkilemeler

Anlamı çoğaltmak, pekiştirmek için aynı sözcüğün tekrarıyla ya da farklı sözcüklerin birlikte kullanılmasıyla oluşturulan hazır söz kalıplarıdır.

İkilemelerin Oluşturuluş Şekilleri

Aynı sözcüğün tekrarıyla: sürü sürü, ıslak ıslak, yeni yeni…

• Tehlike adım adım yaklaşıyor.

• Kucak kucak çiçek toplamıştım.

Yansıma sözcüklerle: fosur fosur, zırıl zırıl, çat pat, paldır küldür…

• Ayakkabıları gıcır gıcırdı.

• Camlar şangır şungur aşağı indi.

Eş anlamlı sözcüklerle: akıllı uslu, kılık kıyafet, deli divane…

• Bizden köşe bucak kaçıyor.

• Kimseden ses seda çıkmayınca…

Yakın anlamlı sözcüklerle: ağrı sızı, doğru dürüst, yalan yanlış…

• Malım mülküm sana feda olsun.

• Eş dost hatırına böyle davrandım.

Karşıt anlamlı sözcüklerle: az çok, aşağı yukarı, irili ufaklı…

• Artık ileri geri konuşmayı bırak!

• Er geç gerçekler ortaya çıkacak.

Olumlu-olumsuz sözcüklerle: yerli yersiz, ister istemez…

• Kolumda belli belirsiz bir ağrı var.

• Çayı demler demlemez beni uyandır.

Biri anlamlı, biri anlamsız sözcüklerle: eski püskü, sıkı fıkı, süs püs…

• Çoluk çocuğun aklına uyup da…

• Her şeyi yarım yamalak yapıyorsun.

İkisi de anlamsız sözcüklerle: eciş bücüş, apar topar, mırın kırın…

• Cebinden ıvır zıvır şeyler çıktı.

• Yine başladı abuk sabuk konuşmaya!

M’li ikilemeler: para mara, kitap mitap…

• İş miş hak getire.

• Derdim merdim yok benim.

Sözcükler Arası Anlam İlişkileri

7. Sınıf Sözcükte Anlam dersi konu anlatımımız Sözcükler arası anlam ilişkileri ile devam ediyor. Bu ana başlık altındaki alt başlıkları detaylandıralım.

1. Eş Anlamlı (Anlamdaş) Sözcükler

Yazılış ve okunuşları farklı, anlamları aynı olan sözcüklerdir: öğrenci-falebe, uçak-tayyare, örneğin- mesela, ama-fakat-ancak-lakin-ne var ki, sorun-mesele-problem…

ÖNEMLİ NOT:

Temel anlamlarıyla anlamdaş olan sözcükler, yan anlamlarıyla anlamdaş olmayabilir; bu yüzden bir sözcüğün anlamdaşını bulurken cümledeki anlamını dikkate almalıyız:

• Tavan alçaktı, başımı çarptım, (kafa)

• Bunların başı sen misin? (lider, reis)

• Her şeyin başı sağlıktır.(temel)

• Köprünün iki başı da tutulmuş.(uç, giriş)

• Öğretmenin başına toplandık.(etraf, çevre)

• Yirmi baş koyun kestiler.(tane)

Çözümlü Örnek Sınav Sorusu:

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “sert” sözcüğü yerine “zorlu” sözcüğü kullanılabilir?

A) Bu masa sert tahtadan yapılmış.

B) Kış, burada çok sert geçer.

C) Babasına sert bir karşılık verdi.

D) Odadan sert adımlarla çıkıp gitti.

Çözüm:

“Sert” sözcüğü; A seçeneğindeki cümlede “kırılması, çizilmesi güç olan, yumuşak karşıtı”, C seçe-neğindeki cümlede “gönül kırıcı, ters”, D seçeneğindeki cümlede “güçlü” anlamlarında kullanılmıştır; bu kullanımların hiçbirinde “sert” sözcüğünün yerine “zorlu” sözcüğü kullanılamaz. B seçeneğindeki cümlede ise “kolay dayanılmayan, zor katlanılan, zorlu” anlamında kullanılmıştır.

ÖNEMLİ NOT:

Anlamdaş sözcüklerin bir arada kullanılması anlatımı bozar:

• Birazcık da olsa ilgi ve alaka beklemek hakkım değil mi?

• Şimdiye dek hiçbir özveri ve fedakarlıktan kaçınmadık.

Çözümlü Örnek Sınav Sorusu:

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlatım bozukluğu yoktur?

A) Samimiyetinde en ufak bir içtenlik yoktu.

B) Sözüm ona güya beni seviyormuş.

C) Çarşıya annesi ile birlikte gitmiş.

D) Olayı ayrıntıya girmeden anlatmasını ben istedim.

A seçeneğinde “samimiyet ve içtenlik” sözcükleri aynı anlama gelmektedir. B seçeneğinde “sözüm ona ve güya” sözcükleri aynı anlama gelmektedir. C seçeneğinde “ile edatıyla birlikte” sözcükleri aynı anlamı taşımaktadır. D seçeneğinde ise aynı anlama gelen herhangi bir sözcük kullanılmamıştır. Doğru seçenek D’dir.

2. Karşıt (Zıt) Anlamlı Sözcükler:

Anlamca birbirinin tamamen tersi olan sözcüklerdir: İyi-kötü, ağlamak-gülmek, konuşmak-susmak…

• Toz, açık pencereden giriyor, (kapalı)

• Açık bir çay istiyorum, (demli, koyu)

• Kâğıtta açık bir yer kalmadı, (dolu)

• Yol, kentin açığından geçiyor, (yakın)

Çözümlü Örnek Sınav Sorusu:

“Dar” sözcüğü, aşağıdakilerin hangisinde “Çocuğun üstünde geniş bir ceket vardı.” Cümlesindeki “geniş” sözcüğünün karşıt anlamlısı olarak kullanılmıştır?

A) Bu dar ayakkabıyı neden giydin?

B) Oraya dar bir yoldan gidiliyor.

C) Hayali dar insan sanatçı olamaz.

D) Her şeyi böyle dar zamanda yapar.

3. Eş Sesli(Sesteş) Sözcükler

Yazılış ve okunuşları aynı, anlamları tamamen farklı olan sözcüklerdir.

• Kuru çay üstüne köprü yapma fikri kimden çıktı?/ Siz de çay ister misiniz?

• Satır tezgâhın üstündeydi./ iki satır bir şeyler karala.

• Bugün geç kaldım./ İçeri geç, konuşalım.

• Kara nihayet göründü./ Kara kaşlı, kara gözlü…

• Bu işi ben yaparım./ Yanağında bir ben var.

• Kır manzarası çizdim./ Kır kapıyı!

ÖNEMLİ NOT:

Eş seslilikte anlamlar arasında hiçbir bağlantı yoktur. Eğer bir sözcük, benzerlik, yakınlık veya bağlantıdan dolayı yeni bir anlam edinmişse, bu durum eş sesliliğe değil; çok anlamlılığa örnek olur:

• Burnu kanıyor. / Burnu akıyor. / Gemi, burnunu çevirdi.

• Kafasını çarpmış. / Kafa yok onda.

• Ev, buraya uzak. / Ev, cevap vermiyor.

• Dün gece yıldız yoktu. / Ünlü yıldız konsere çıkmadı.

• Fırtına, ağacı sökmüş. / Ruhumdaki fırtına dinmek bilmiyordu.

Çözümlü Örnek Sınav Sorusu:

Aşağıdakilerin hangisinde altı çizili sözcüklerden hangisinin sesteşi vardır?

A) Bardağa dolu tarafından bakmak gerekir.

B) Yol, burada ikiye ayrılıyor.

C) Unu bir de şekerle kar.

D) Kurşun, ağır bir madendir.

Çözüm:  

A, B ve D seçeneklerindeki altı çizili sözcüklerin sesteşi yoktur. Ancak C seçeneğindeki “kar” sözcüğünün sesteşi, bir yağış biçimi olan “kar”dır. Bu iki sözcük arasında hiçbir anlam ilişkisi yoktur. Yanıt C.

4. Özel ve Genel Anlamlı Sözcükler

Bir sözcüğün kapsadığı türlerin sayısı çoksa, genel; azsa veya tekse özel anlamlılık söz konusudur. Örneğin, “kuş”, “hayvan”a göre özel bir sözcüktür; çünkü “hayvan” “kuş”u kapsar. Ancak “kuş”, “serçe”ye göre de genel bir sözcüktür; çünkü “serçe”yi kapsar.

• Yiyecek-tatlı-baklava-fıstıklı baklava

• Sanat-resim-soyut resim

• Sebze-domates

• Bitki-ağaç-dut

• Müzik-pop

ÖNEMLİ NOT:

Bazen sözcükler, kullanım yerlerine göre özel ya da genel anlamlı olabilir:

• Kitap, insanoğlunun belleğidir. (Genel)

• Çocuk yine geldi. (Özel)

• Çocuk, anne babadan ilgi bekler. (Genel)

Çözümlü Örnek Sınav Sorusu:

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcükler arasında genel anlam-özel anlam ilişkisi vardır?

A) Çantasında birkaç kitap, defter vardı.

B) Ben bu okulda iki yıl öğretmenlik yaptım.

C) Marketten ekmek ve peynir aldım.

D) Onlar balık olarak hamsiyi bilirler.

Çözüm:

A, B ve ö seçeneklerindeki cümlelerde altları çizilen sözcükler arasında genel-özel anlam ilişkisi yoktur. D seçeneğindeki cümlede altları çizilen “balık” ve “hamsi” sözcükleri arasında genel-özel anlam ilişkisi vardır. Çünkü “hamsi”, “balık” kavramının bir alt türüdür, bu kavramın kapsamı içindedir. Yanıt D seçeneğidir.

5. Nitel ve Nicel Anlamlı Sözcükler

Bir şeyin nasıl olduğunu bildiren, onu başkalarından ayırmamıza yardım eden sözcükler nitel anlamlıdır. Bu sözcükler, genellikle niteleme sıfatı ve zarfı olarak kullanılır:

• O iyi insanlar, o güzel atlara binip gittiler.

• Karadır kaşların, ferman yazdırır.

• Bizi sıcak karşıladı.

• Eski işimden de memnundum. 

Nicelik ise bir şeyin sayılabilme, azalıp çoğalabilme; yani ölçülebilme özelliğidir. Sayı sıfatları, ölçü zarfları, belgisiz sıfatlar bu özelliğe sahip sözcüklerdir:

• Bahçeye derin bir çukur, kazdı.

• Bizi çok beklettin.

• Birkaç dersten bütünlemeye kalmış.

ÖNEMLİ NOT:

Bazen sözcükler kullanım yerlerine göre nicel ya da nitel anlamlı olabilir:

• Aslında hepsi de iyi insan.(nitel)

• Maçta geçen haftaya oranla iyi seyirci vardı.(nicel)

• Bugün iyi gördüm seni.(nitel)

• Dün gece yağmur iyi yağdı.(nicel)

• İyi öğrenciler de başarısız olabiliyor.(nitel)

6. Terim Anlamlı Sözcükler

Bir bilim, meslek ya da sanat dalına özgü sözcüklerdir.

Erozyonla eğim arasında sıkı bir ilişki vardır.

En sık kullanılan sanatlar, benzetme ve kişileştirmedir.

Karenin alanını hesaplarken…

Sporcumuz maçı nakavtla aldı.


Çözümlü Örnek Sınav Soruları (Online Test):

1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük gerçek anlamıyla kullanılmamıştır?

A) Çöpçüler kuru yaprakları süpürüyordu.

B) Çocuk ayaklarını yere vurarak ağlıyordu.

C) Herkese yumuşak davranan bir insandır.

D) Çok üzüldüğünü sözlerinden anladım.

Çözüm:

A, B ve D seçeneklerindeki cümlelerde altı çi-zili sözcükler gerçek anlamlarıyla kullanılmış-tır. C seçeneğindeki cümlede altı çizili “yumuşak” sözcüğü ise, dokunma duygusu ile algılanma anlamından uzaklaşarak “kaba, sert olmayan” anlamında kullanılmıştır. Sözcüğün bu anlamı, doğadan insana aktarma anlamıdır ve mecazdır. Sorunun cevabı C’dir.


2. “Sönmek” sözcüğü, aşağıdaki cümlelerin hangisinde “yatışmak, etkisini yitirmek” anlamında kullanılmıştır?

A) Telaşlanmayın, öfkesi çabuk söner.

B) Sabaha karşı soba iyice sönmüştü.

C) Yüzündeki sivilceler iyice sönmüş.

D) Bu sokağın canlılığı da söndü artık.

Çözüm:

“Sönmek” sözcüğü; A seçeneğindeki cümlede “yatışmak, etkisini yitirmek”, B seçeneğindeki cümlede “yanmaz, parlamaz ve ısıtmaz olmak”, C seçeneğindeki cümlede “yok olmak, yitmek”, D seçeneğindeki cümlede ise “parlaklığını ve önemini yitirmek” anlamlarında kullanılmıştır. A Şıkkı doğru cevapdır.


3. “Kötü” sözcüğü, aşağıdaki cümlelerin hangi-sinde “korku ve endişe veren” anlamında kullanılmıştır?

A) Aralarında kötü olaylar yaşanacak gibi.

B) Arkadaşlarına kötü sözler söylüyormuş.

C) Galiba kötü bir çocukluk dönemi geçirmiş.

D) Özen gösterilmediği için kötü bir çalışma bu.

Çözüm:

“Kötü” sözcüğü; B seçeneğindeki cümlede “kaba ve kırıcı”, C seçeneğindeki cümlede “olumsuz etkileri olan”, D seçeneğindeki cümlede “gerekli niteliklere sahip olmayan” anlamlarında; A seçeneğindeki cümlede ise “korku ve endişe veren” anlamında kullanılmıştır. Doğru seçenek A’dır.


4. “Kopmak” sözcüğü, aşağıdakilerin hangisinde “Ben içeri girince bir alkış koptu.” cümle-sindeki anlamıyla kullanılmıştır?

A) Meğer telefon kablosu kopmuş.

B) Bütün gün çalışmaktan belim koptu.

C) Bak, ceketinin düğmesi kopmuş.

D) Sabaha karşı bir fırtına koptu.

Çözüm:

“Kopmak” sözcüğü; soru kökündeki cümlede “birdenbire başlamak ya da ortaya çıkmak” anlamında kullanılmıştır. D seçeneğindeki cümlede de bu anlamdadır. A seçeneğindeki cümlede “herhangi bir yerinden kırılmak”, B seçeneğindeki cümlede “çok ağrımak”, C seçeneğindeki cümlede “yerinden ayrılmak” anlamlarıyla kullanılmıştır. Yanıt D seçeneğidir.


5. 1. Sorularıma kısa yanıtlar verdi.

2. Oraya kısa bir yoldan gitmiştik.

3. Kısa boylu bir adam karşıladı bizi.

4. Bana bu konuda kısa bilgi gerekiyor.

“Kısa” sözcüğü, yukarıdaki cümlelerin hangi ikisinde aynı anlamda kullanılmıştır?

A) 1. ve 2. B) 1. ve 4.

C) 2 . ve 4. D) 3. ve 4.

Çözüm:

“Kısa” sözcüğü, 2. cümlede “uzun olmayan, az süren”, 3. cümlede “boy uzunluğu az olan” anlamlarında kullanılmıştır. 1. ve 4. cümlelerde “ayrıntısı çok olmayan” anlamında kullanılmıştır. Sorunun doğru cevabı B’dir.


6. “Kapamak” sözcüğü, aşağıdaki cümlelerin hangisinde ötekilerden farklı anlamda kullanılmıştır?

A) Bavulunu kapayarak yanımdan uzaklaştı.

B) Beni görünce hemen çantasını kapadı.

C) Sokaktaki çukuru nihayet kapamışlar.

D) Eşyalarını yerleştirdiği kutuların üzerlerin kapadı.

Çözüm:

“Kapamak” sözcüğü, A, B ve D seçeneklerin-deki cümlelerde “bir açıklığı örtmek için, bir şeyi, açık yerin üzerine getirmek” anlamında kullanılmıştır. C seçeneğindeki cümlede ise “tıkamak, içini doldurmak” anlamında kullanılmıştır. Doğru seçenek C’dir.


7. (1) Araba seslerini duymamak için kırlara açıl-maya karar verdim. (2) Bembeyaz bahar dalları, mutluluk sunuyor gözlerime. (3) Bebek tenini andıran toprağın kokusunu duymak beni rahatlatıyordu. (4) Yaşadığımın ayrımına varıyordum coşkuyla.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde benzetme yapılmıştır?

A) 1. B) 2. C) 3. D) 4.

Çözüm:

1., 2. ve 4. cümlelerde benzetme yoktur. 3. cümlede “toprağın görünümü ve kokusu, bebek tenine” benzetilmiştir. Bu iki varlık arasında benzetme ilgisini kuran da “andıran” sözcüğüdür. Yanıt C seçeneğidir.


8. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcüğün sesteş (eş sesli) kullanımı vardır?

A) Çocuğun kolu kötü çizilmişti.

B) Kadın kan görünce bayılıyordu.

C) Yazın ikinci kata taşınacağız.

D) Bu boya ancak bu salona yeter.

Çözüm:

A, C ve D seçeneklerindeki cümlelerde altı çi-zili sözcüklerin sesteş kullanımı yoktur. B se-çeneğindeki cümlede altı çizilen “kan” sözcüğünün iki ayrı temel anlamı olduğu için, bu sözcüğün sesteş kullanımı vardır. “Kan” sözcüğünün birinci temel anlamı “damarlardaki kırmızı renkli sıvı”, ikinci temel anlamı “kanmak, inanmak eylemi” dir. Doğru yanıt B şıkkıdır.


9. “Çizgi” sözcüğü, aşağıdaki cümlelerin hangi-sinde terim anlamıyla kullanılmıştır?

A) Çizginin yalnız uzunluk boyutu vardır.

B) Yıllar yüzünün çizgilerini değiştirmemiş.

C) Dağlar uzaktan bir çizgi gibi görünüyordu.

D) Yaşam çizgisi hiç değişmedi dayımın.

Çözüm:

“Çizgi” sözcüğü; B, C ve D seçeneklerindeki cümlelerde terim anlamda kullanılmamıştır. A seçeneğindeki cümlede ise “bir noktanın yürütülmesiyle oluşan biçim” anlamıyla matematik terimi olarak kullanılmıştır. Doğru seçenek A’dır.


10. 1. Sıramı başkasına verince tepem attı.

2. Gözümden düştüğünün o da farkındadır.

3. Geç kaldım, küplere binmiştir şimdi.

4. Gevezelik edince başımdan savdım onu.

Yukarıdaki numaralanmış cümlelerde kullanılan deyimlerden hangi ikisi yakın anlamlıdır?

A) 1. ve 3. B) 1. ve 2.

C)1. ve 4. D) 2. ve 4.

2. cümledeki “gözünden düşmek” deyimi “önemini, değerini yitirmek”, 4. cümledeki “başından savmak” deyimi “bir bahane ile yanından uzaklaştırmak” anlamlarında kullanılmıştır. 1. ve 3. cümlelerdeki “tepesi atmak ve küplere binmek” deyimleri “öfkelenmek, kızmak” anlamındadır. Bu deyimler yakın anlamlıdır. Sorunun yanıtı A seçeneğidir.

 

Yorum Yap