8. Sınıf Edebi Türler ve Söz Sanatları Konu Anlatımı

8. Sınıf Edebi Türler ve Sözlü Sanatları Konu Anlatımı

8. Sınıf Edebi Türler ve Sözlü Sanatları konusunu 1. Şiir Bilgisi 2. Söz Sanatları 3. Düz Yazı 4. Sözlü Edebiyat Başlıklarında incelenir.

Bu dersimizde 8. Sınıf Edebi Türler ve Sözlü Sanatları konusunu detaylı bir şekilde anlatacağız. Bu konu ile ilgili olarak dikkat etmeniz gereken bir husus şudur ki; aşağıda yer alan kavram bağlamı sizin mevcut ders müfredatından farklı olsa da ancak sitemizin anlatımımız daha kapsayıcı olacaktır. Sitemizde sizler için özel olarak hazırlanmış ders notlarımız ile bu konuyu anlamanızı güçlendirecek geçmiş yıllarda çıkmış sınav soruları hakkında fikir edinebileceksiniz. Ayrıca Türkçeci Mobil uygulamamızda tüm konular için hazırlanmış özel testler yer almaktadır. Uygulamamız hakkında geniş bilgi bu adrestedir.

Bu anlatımın sonunda aşağıdaki kazanımları elde edecek ve aşağıda yer alan soruların cevaplarına ulaşmanızı hedeflemekteyiz.

  • Şiir nedir? Şiirin biçim özellikleri nelerdir?
  • Nazım Birimleri nelerdir? Vezin nedir? Ölçü nasıl bulunur?
  • Şiirde kafiye ya da uyak ne demektir? Kafiye çeşitleri nelerdir? Şiirde redif nasıl elde edilir? Kafiye örnekleri nelerdir?
  • Söz sanatları ne amaçla kullanılır? Söz benzetme örnekleri nelerdir?
  • Söz sanatlarında abartma nasıl kullanılır? Abartma ne amaçla kullanılır?
  • Kişileştirme örnekleri nelerdir? Kişileştirme niçin kullanılmıştır?
  • Konuşturma nasıl yapılır? Söz sanatlarının kullanılma yöntemleri nelerdir?
  • Düz yazı nedir? Düz yazı nasıl yazılır? Düz yazıda ayrımlar nasıl yapılır?
  • Düz yazı çeşitleri nelerdir? Olay yazıları neden yazılır?
  • Fikir yazıları nelerdir? Kaç çeşidi vardır?
  • Söz edebiyat ürünleri nelerdir?

8. Sınıf Edebi Türler ve Sözlü Sanatları konusunu aşağı yer başlıklarda inceleyeceğiz. Bildiğiniz konuları doğrudan atlayabilir ve konu başlıkları arasında hızlıca geçiş yapabilirsiniz.

Şiir Bilgisi

Duygu, hayal ve düşüncelerin bir düzene bağlı olarak, çekici bir dil ve ahenkli cümlelerle anlatıldığı edebi türe şiir denir. Şiire nazım da denirdi.

Şiir; sözcükleri belli bir ölçüye göre dizme, kulağa hoş gelmesi için düzene koymadır.

Şiirin dış görünüşüne biçim iç görünüşüne ise muhteva ya da içerik denir. Şiir bu iki yönüyle incelenir.

Bir şiir biçim bakımından incelenirken; nazım birimi, kafiye, ölçü ve dil özelliklerine bakılır. Muhteva (içerik) bakımından incelenirken; şiirin temasına, işlenen duygu ve düşüncelere bakılır.

Şimdi şiiri oluşturan bu unsurlardan bizi ilgilendirenleri sırasıyla görelim:

Şiirin Biçim Özellikleri

Nazım Birimleri

Mısra (dize)

Şiiri meydana getiren ölçülü ve anlamlı satırlardan her birine denir. Şiirin en küçük birimidir.

Affan Dede’ye para saydım, (1)

Sattı bana çocukluğumu (2)

Artık ne yaşım var, ne adım; (3)

Bilmiyorum kim olduğumu. (4)

Hiçbir şey sorulmasın benden; (5)

Haberim yok olan bitenden. (6)

Cahit Sıtkı TARANCI

Yukarıda altı adet mısra (dize) vardır.

Beyit (İkilik)

Anlamca birbirine bağlı ve kendi içinde kafiyeli iki dizeli şiir parçasına denir.

Bin atlı atanlarda çocuklar gibi şendik

Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik.

Ak tolgalı beylerbeyi haykırdı: İlerle!

Bir yaz günü geçtik tunadan kafilelerle

Şimşek gibi bir semte atıldık yedi koldan

Şimşek gibi Türk atlarının geçtiği yoldan

(Yahya Kemal BEYATLI)

Yukarıdaki üç adet beyit altı adet mısra vardır.

Üçlük

Batı etkisiyle edebiyatımıza girmiştir. Üç dizeden oluşan şiir birimidir.

Delikanlım, işaret aldığın gün atandan,

Yürüyeceksin… Millet, yürüyecek arkandan,

Sana selâm getirdim Ulubatlı Hasan’dan.

(Arif Nihat ASYA)

Dörtlük (Kıta)

Dört dizeden oluşmuş şiir veya şiir parçasına denir. Halk edebiyatımızda tarih boyunca kullanılmıştır.

Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;

Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.

Yolumun karanlığa saplanan noktasında,

Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.

(Necip Fazıl KISAKÜREK)

Ölçü (Vezin)

Şiirde dizeleri oluşturan hecelerin sayısının denk-liğine ya da heceyi oluşturan seslerin uzunluk veya kısalığına göre bir düzen oluşturmasına ölçü denir.

Edebiyatımızda iki ölçü (vezin) kullanılmıştır: Hece ölçüsü ve aruz ölçüsü. Bir de ölçüsüz şiirler vardır ki bunlara serbest şiir adı verilir.

Edebiyatımızda kullanılan ölçüleri inceleyelim:

Hece Ölçüsü

Şiiri oluşturan dizelerdeki hece sayılarının eşitliğine dayanan ölçüdür. Yani şiirin birinci mısrasında 7 hece varsa, öteki dizelerin hepsi 7 hece olmak durumundadır. Hece ölçüsüne parmak hesabı da denir. Hece ölçüsü, Türkçenin yapısına uygundur ve Türk şiirinin milli ölçüsüdür.

Hece ölçüsünde, mısra içindeki ahengi sağlamak için bazı yerlerde susmak, nefes almak veya vurgu yapmak gerekir. Bu yerlere durak denir.

Duraklar doğal olmalı; durakların yeri değişse de dizelerdeki hece sayısı eşit olmalıdır.

Hece ölçüsüyle yazılmış şiirlerde genellikle 7 heceli, 8 heceli, 11 heceli ve 14 heceli kalıplar çokça kullanılmıştır.

A la göz lüm ben bu / el den gi der sem 6+5=11 ’li

Zül fü pe ri şa mm / kal me lül me lül 6+5=11 ’li

Ke rem et ak hn dan / çı kar ma be ni <7= 6+5=11’li

Ağ la göz ya şı nı / sil me lül me lül O= 6+5=11’li

Yukarıdaki dörtlüğü oluşturan her bir mısranın 11 heceden oluştuğu görülmektedir.

Bu mısralar okunurken her 6 heceden sonra bir nefes almak için durulur. Bu bölümlere durak dendiğini söylemiştik. Durak, sözcükler bölünerek yapılmaz, sözcüklerden sonra yapılır. Yukarıdaki dörtlük 6+5=11 heceden oluşan bir hece kalıbıyla yazılmıştır. 6. heceden sonra durak yapılmıştır.

Başka sanat bilmeyiz karşımızda dururken

Yazılmamış bir destan gibi Anadolu’muz

Arkadaş, biz bu yolda türküler tuttururken

Sana uğurlar olsun, ayrılıyor yolumuz.

(M. Emin Yurdakul) – 7+7=14’lü

Gel dilberim kan eyleme

Seni kandan kıskanırım

Doğan aydan esen yelden

Seni günden kıskanırım.

(Aşık Ömer) – 4+4=8’li

Aruz Ölçüsü

İlk olarak Arap edebiyatında kullanılan aruz vezni, daha sonra İran edebiyatına geçmiştir. 10. yüzyıldan itibaren de İran’dan edebiyatımıza geçmiş ve yaygın olarak kullanılmıştır.

Şiirde dizeleri oluşturan hecelerin uzunluk- kısalık (açıklık-kapalılık) esasına dayanan bir ölçüdür, istiklal Marşı bu vezinle yazılmıştır.

Serbest Ölçü

Hece ve aruz ölçüsü dikkate alınmadan yazılan şiirlere serbest ölçülü şiirler denir. Aslında bu bir ölçü çeşidi değildir. Serbest tarzda yazılan şiirler hiçbir ölçüye uymaz. Cumhuriyet Dönemi’nde kullanılmaya başlanılmıştır. Özellikle Orhan Veli, Melih Cevdet, Oktay Rıfat gibi şairler tarafından yaygın şekilde kullanılmıştır.

Kafiye (Uyak)

Kafiye

Şiirde ahenk oluşturmak için dize sonlarındaki sözcüklerde görülen ses benzerliğidir. Seslerin uyak oluşturabilmesi için anlam ve görev bakımından farklı olması gerekir.

Bursa’da bir eski cami avlusu,

Küçük şadırvanda şakırdayan su;

Orhan zamanında kalma bir duvar

Onunla bir yaşta ihtiyar çınar

Yukarıdaki dizelerde geçen “-su ve -ar” sesleri kafiye oluşturmuştur.

Dönülmez akşamın ufkundayız, vakit çok geç

Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç

Bu dizelerde geçen “geç” sözcükleri yazılışı bakımından birbirinin aynıdır, anlamları da farklı olduğu için kafiye oluşturur.

Redif

Dize sonlarında tekrar edilen söylenişleri ve anlamları aynı sözcük ya da sözcük grupları ile görevleri aynı eklere redif denir.

Dost dost diye nicesine sarıldım

Benim sâdık yârim kara topraktır

Cümleler Beyhude dolandım boşa yoruldum

Benim sâdık yârim kara topraktır

Koyun verdi kuzu verdi süt verdi

Yemek verdi ekmek verdi et verdi

Kazma ile dövmeyince kıt verdi

Benim sâdık yârim kara topraktır.

Yukarıda koyu şekilde yazılmış kelimeler rediftir.

ÖNEMLİ NOT:

Dize sonlarında kafiye bulunmasa da redif bulunabilir; fakat her dize sonunda redif bulunmak zorunda değildir. Redif genellikle kafiyeden sonra gelen kelime veya eklerdir.

Söz Sanatları

8. Sınıf Edebi Türler ve Sözlü Sanatları konusuna Söz sanatları alt başlığı ile devam edelim. Edebiyatta anlatımı zenginleştirmek ve renklendirmek için kulandan söz sanatlarından bizi ilgilendirenleri şunlardır:

Benzetme (Teşbih)

Sözü daha etkili kılmak için aralarında değişik yönlerden ilgi bulunan iki nesne, kavram ya da varlıktan güçsüz durumda olanı nitelikçe daha üstün olana benzetme sanatıdır.

Örneğin günlük hayatımızda saçların yumuşaklığını ve parlaklığını vurgulamak için “İpek gibi saçları var.” deriz. Burada saçlar “yumuşaklık ve parlaklık” yönüyle “ipek”e benzetilmiştir.

Bir kişinin çalışkanlığını dile getirirken onu arı ile karşılaştırır. “Arı gibi çalışkan çocuk” deriz ve böylece benzetme yaparız.

Benzetmenin dört öğesi vardır: “Benzeyen, kendisine benzetilen, benzetme edatı ve benzetme yönü”

Benzeyen: Zayıf unsur,

Kendisine benzetilen: Kuvvetli unsur,

Benzetme edatı: Gibi, kadar…

Benzetme yönü: Karşılaştırmadaki ortak yöndür.

Bunu bir örnekte daha anlaşılır hâle getirelim: “Adamın pamuk gibi yumuşak elleri vardı.” benzetilen 4- benzetme benzeyen benzetme yönü edatı

cümlesinde “eller” benzeyen, “pamuk” kendisine benzetilen, “gibi” benzetme edatı, “yumuşak” benzetme yönüdür. Burada adamın elleri anlatılırken pamuk ile karşılaştırılmış pamuk yumuşaklığıyla bilinen bir madde olduğundan bundan hareketle adamın ellerinin yumuşaklığı pamuğa benzetilerek kuvvetlendirilmiştir.

Örnek Çıkmış Sınav Sorusu (1995-DPY) :

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde benzetme vardır?

A) Öyle şişman ki, zorlukla yürüyor.

B) Yaşlı kadın, geçinmek için akşamlara kadar didiniyor.

C) İşçiler tarlada arılar gibi çalışıyorlar.

D) Çocuklar evin önünde güzel güzel oynuyorlar.

Çözüm :

Benzetme aralarında benzerlik bulunan iki nesneden zayıf olanın kuvvetli olana benzetilmesidir. C seçeneğinde işçiler çalışkanlıklarıyla arılara benzetilmiştir. Cevap C seçeneğidir.

Abartma (Mübalağa)

Bir durumu, bir olayı gerçekte olduğundan daha üstün ya da daha aşağı anlatmaktır. Bir olayı olmayacak şekilde anlatmaktır.

Örneğin çok çalıştığımızı dile getirirken “Sabahlara kadar ders çalıştım.” çok eğlendiğimizi anlatırken “Gülmekten öldük.” diyerek düşüncelerimizi veya içinde bulunduğumuz durumu abartılı olarak anlatırız.

Kişileştirme (Teşhis)

İnsan dışındaki varlıklara insana ait özelliklerin (gülme, ağlama, üzülme gibi) verilmesine kişileştirme denir.

Güneş yorulup

Kapatırken ışıklarını,

İnsanlar dönerken evlerine,

Bir yorgunluk çöker şehre.

(Mustafa Oğuz)

Dörtlükte geçen “yorulmak” insana ait bir özelliktir. Güneşin yorulması ya da şehrin yorulması söz konusu olamaz. Bu özellik verilerek kişileştirme yapılmıştır.

Örnek Çıkmış Sınav Sorusu (2005-00) :

İndirin perdeleri, indirin perdeleri.

Sonbahar ağaçlarda ağlarken yaprak yaprak

Hışırdayan bu altın yağmuruna dalarak,

Dinleyin içerimde serinleyen kederi

Ziya Osman Saba

Dörtlükte, aşağıdakilerden hangisine insana özgü bir özellik verilmiştir?

A) Perdelere

B) Yaprağa

C) Yağmura

D) Sonbahara

Çözüm :

Ağlamak insana özgü bir özelliktir. Dörtlükte bu özellik sonbahara verilerek kişileştirme yapılmıştır. Doğru cevap D seçeneğidir.

Konuşturma (İntak)

İnsan dışındaki varlıkları konuşturma sanatına denir.

Bir gün ağustos böceği Tembel tembel ötüp durur Neticesi aç kalarak Karıncadan göreceği Soğukluğa bakmaz, gider Bir lokma şey rica eder Der ki: – Acıyın bize Çoluk çocuk evde açız Yardıma muhtacız

(Tevfik Fikret)

Şiirde “Ağustos böceği” konuşturulduğu için konuşturma sanatı yapılmıştır.

UYARI

Konuşturma sanatı yapılan her yerde kişileştirme sanatı da vardır.

Düzyazı (Nesir)

Duygu, düşünce ve hayallerin sözlü ya da yazılı olarak, güzel ve etkili biçimde anlatılmasıdır edebiyat. Daha önce edebiyatın bir parçası olan “şiir bilgisi”ni işlemiştik. Şimdi de edebiyatın diğer bir konusu olan düz yazı (nesir) türlerini görelim.

Nesir, duygu ve düşüncelerin cümlelerle anlatılmasıdır. Konuşma diline yakın bir anlatım yoludur. Düz yazı türleri olay ve fikir yazıları olmak üzere ikiye ayrılır.

Olay Yazıları

Bir olayın; kahramanlar zaman ve mekan (yer) çerçevesinde anlatıldığı yazılardır.

Başlıca Olay Yazıları Şunlardır:

Roman

İnsan ve toplum hayatını konu alan yaşanmış ya da yaşanması mümkün olayları kişi yer ve zamana bağlı anlatan uzun yazılara denir.

Roman Edebi Türünün Özellikleri

> Romanda bir ana olay etrafında birden çok olay yer alabilir. Olaylar bütün ayrıntılarıyla ele alınır.

> Kişi sayısı oldukça fazladır ve kişiler ayrıntılarıyla tanıtılır.

> Romanda uzun bir zaman dilimi söz konusudur.

> Romanda geniş bir yer kavramı vardır. Olaylar geniş bir coğrafyada gerçekleşebilir.

> Romanlar işlediği konulara göre “sosyal romanlar, tarihi roman, polisiye roman… vb.” ve akımlarına göre: romantik, realist roman vb. diye türlere ayrılır.

Hikâye (Öykü)

Yaşanmış ya da yaşanması mümkün olan olayların yer ve zaman belirtilerek anlatıldığı kısa yazılara denir.

Hikaye Edebi Türünün Özellikleri

> Öykülerin en önemli özelliği olay, yer ve kişilerin ayrıntılara kaçmadan anlatılmasıdır.

> Genelde bir olay etrafında gelişir, olayın geçtiği yer sınırlı, zaman kısa ve kişi sayısı romana göre azdır.

> Anlatım özlü ve yoğundur.

> Hikâye, olay hikâyesi ve durum hikâyesi olmak üzere ikiye ayrılır.

> Türk edebiyatında Ömer Seyfettin, Memduh Şevket Esendal, Sait Faik Abasıyanık önemli hikâye yazarlarındandır.

Roman ile Hikaye Farkı

1- Roman, öyküye göre daha uzundur.

2- Romanda, temel öge kişidir. Hikâyede ise olaydır.

3- Romanda birden çok olay, hikâyede tek olay vardır.

4- Romanlarda kişiler marşımıza bir karakter olarak çıkar. Hikayelerde ise bir karakter olarak çıkmaz.

5- Romanlarda çevre geniş olarak anlatılır. Öyküde ise olay n geçtiği yer (çevre) sınırlıdır ve ayrıntılı olarak anlatılmaz.

6- Romanlarda anlatım ağır ve sanatlıdır. Öyküde ise yalın, ar aşılır ve özlüdür.

Masal

Olağanüstü olayların anlatıldığı hayali öykülere denir.

Masal Edebi Türünün Özellikleri

> Masallar tekerlemeyle başlar.

> Masallarda olağanüstü olaylar anlatılır.

> Yer ve zaman kavramları belirsizdir.

> Masal kahramanları peri, cin , dev… gibi olağanüstü varlıklardır.

> Masallar evrensel konuları işler.

> Masalların sonunda iyiler ödüllendirilir, kötüler cezalandırılır. Eğiticilik esastır.

> Masallarda ait olduğu kültürün gelenek ve göreneklerinden izler bulmak mümkündür.

> Olaylar miş’li geçmiş zaman kullanılarak anlatılır.

Örnek Çıkmış Sınav Sorusu (1998-DPY/6) :

Develer tellal iken, pireler berber iken, ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken memleketin birinde İdi ile Bıdı derler bir karı koca varmış. ikisinin de huyu suyu birbirine benzermiş. Kim ne derse ona inanırlarmış. Yüzlerine gülen, ekmeklerini ellerinden alırmış…

Bir bölümü yukarıya alınan yazının türü aşağı-akilerden hangisidir?

A) Masal

B) Fabl

C) Hikâye

D) Roman

Çözüm:

Bir bölümü alınan yazı türü masaldır. Çünkü masallar tekerleme ile başlar. Masallarda yer ve zaman verilmez. Anlatımda daha çok, “-miş’li geçmiş zaman kullanılır. Doğru seçenek A’dır.

Fabl (Hayvan Masalları)

Ahlak ya da hayat dersi vermek amacıyla yazılan, kahramanları hayvanlar olan manzum ya da düz yazı biçimindeki kısa öykülere denir.

> Şiir şeklinde ya da düz yazı biçiminde yazılır.

> Kahramanları hayvanlar, bitkiler va da eşyalardır.

> İnsanlara öğüt vermek amacı taşır. Sonunda mutlaka bir ibret dersi ve ahlaki öğüt verilir.

> Olaylar çoğunlukla kır, orman ya da köylerde geçer.

> Beydaba ve La Fontaine bu türün en tanınmış ya-zarlarıdır.

AT İLE EŞEK

Yardım etmeliyiz birbirimize şu geçici dünyada

Bir gün komşun aniden rununu teslim edebilir

O zaman bütün yükü şenindir.

Bir eşek, geçimsiz bir atla

Birlikte çıkmış yola.

Yalnız eğeri varmış atın sırtında

Zavallı eşek ise yıkılıyormuş yükten.

Ata yalvarmış, yardım istemiş

Yoksa şehre varmadan ölecekmiş.

“Bu istek” demiş, “Saygısızlık sayılmaz.

Yükümün yarısını ne olur siz alın.

Çok bir şey değil, isterseniz bakın.”

At, bu teklifi reddetmiş,

Üstelik çok kızmış, tepinmiş,

Ama yük altında ölünce arkadaşı,

Anlamış yaptığı yanlışı

Hem eşeğin yükünü taşıtmışlar ona

Hem yüklemişler eşeğin postunu sırtına.

(La Fontaine)

Masal-Fabl Edebi Türlerinin Farkı

1- Fablda kıssadan hisse şeklinde bir ders verilir. Masalda böyle bir ders verme görülmez.

2- Fabl, genelde manzum yazılır. Masallar, düz yazı şeklindedir. Arada şiir bulunabilir.

3- Masallarda başka tekerleme varken fablda bulunmaz.

Efsane

Tarih, toplum ve doğa olaylarının nedenlerinin, ve oluşumlarının olağanüstü, akıl dışı açıklamalarla anlatıldığı hikâyelere efsane denir.

Efsaneler halkın hayal gücünden ortaya çıkar ve gelişir. Kuşaktan kuşağa aktarılarak gelir.

Efsane Türleri

1-Dünyanın yaratılışını, tabiat varlıklarının meydana gelişini, kıyamet günlerini anlatan yaratılış efsaneleri:

2- Tarihi efsaneler

3- Dini efsaneler

Türk Edebiyatında Efsane

Kahramanlık, fedakârlık, cesaret, ahlaki davranışlar, sosyal düzene bağlılık, Allah’ın kudretine iman, doğruluk, cömertlik gibi konular işlenir.

> Örnek Efsaneler: Genç Osman, Boş Beşik Çakıcı Efe, Çoban Çeşmesi, Gelin Kayası, Cennet Dağı, Kan Kuyusu, Yusufçuk Kuşu…

Masal – Efsane Edebi Türlerinin Farkı

1- İki türde de olağanüstülük vardır.

2- Efsanelerle masallar arasındaki fark halk efsanelerin gerçek olduğuna inanır. Masalın gerçek olmadığını bilir.

3- Efsanelerde önce doğaüstü olayları açıklama, sonra da ideal insan tipini belirleme vardır.

4- Masallarda eğiticilik önemlidir. Herhangi bir tabiat olayını yorumlama görülmez.

5- Efsaneler yerel (milli); masallar ise evrensel nitelikler taşır.

Destan

Milletlerin tarihinde derin izler bırakan olaylara (sel, deprem, kıtlık, göç gibi) olağanüstü olay ve kahramanların da eklenmesiyle oluşan ve kuşaktan kuşağa aktarılarak günümüze kadar ulaşan öykülere destan denir.

Destanların çoğu şiir biçimindedir. Destanlar bilinen en eski edebiyat türlerindendir.

Oğuz Destanı, Saka Destanı, Gılgamış Destanı, Manas Destanı, Yaratılış Destanı, Battal Gazi Destanı, Dede Korkut Kitabı, Danişment Gazi Destanı Türklerin bilinen destanlarındandır.

Destan ile Masalın Karşılaştırılması

1- Destanın temelinde milletlerin hayatında büyük yankılar uyandırmış tarihi olaylar vardır. Yani gerçek bir olaya dayanır. Masal ise tamamen hayal ürünüdür.

2- Masalı oluşturan öğeler tama-r” -a. a ürünüdür. Destanı oluşturan ola,. ar – ; e- – aya ürünü değildir. Olağanüstülük destana daha sonradan eklenmiştir.

Hatıra (Anı)

Bir kişinin, yaşadığı ya da tanık olduğu olayları, belli bir zaman geçtikten sonra anlattığı yazılardır.

> Herkes anı yazabilir. Ancak sanatçı, devlet adamı gibi tanınmış kişilerin yazdığı anılar daha değerlidir.

> Anılar yaşanmış ya da tanık olunmuş olayları anlattığı için geçmişe ışık tutar. Bundan dolayı anılar tarihi belge niteliği taşır.

Örnek Çıkmış Sınav Sorusu (1998-FL):

Aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

A) Anıların tarih bilimi için önemli olduğu söylenemez.

B) Özel mektuplarda konu alanı sınırsızdır.

C) Gezi yazarı bakmasını ve görmesini bilen kişi olmalıdır.

D) Günümüz gazeteciliğinde röportajın yeri giderek artmaktadır.

Çözüm :

Anılar tarih bilimi için önemli kaynaklardır. Anılar tarihe mâl olmuş olayları kişisel bakış açısıyla yansıtır. Anılar incelenerek tarihsel konular hakkında ipuçları elde edilebilir. Doğru cevap seçeneği A’dır.

Günlük (Günce)

Bir kişinin başından geçenleri, tanık olduğu olayları tarih belirterek günü gününe yazdığı yazıya denir.

Güncenin Özellikleri

1- Kısa yazılardır.

2- Olayı yaşayan kişi tarafından yazılır.

3- Yazarın hayatından izler taşır.

4- içten ve sevecendir.

Günlük ile Anıların Karşılaştırılması

1- Günlük günü gününe yazılır. Anılar aradan bir zaman geçtikten sonra yazılır.

2- Günlükte yazar benmerkezcidir. (Kendini ön plana çıkarır. Kendini anlatır.) Anıda başkaları da anlatılabilir.

3- Günlük, anıya göre daha özeldir.

Biyografi (Yaşam Öyküsü)

Önemli kişilerin hayatlarının tarih sırasına göre başkası tarafından anlatıldığı yazılara denir.

Biyografi Edebi Türünün Özellikleri

> Biyografilerde amaç o kişiyi tüm yönleriyle tanıtmaktır.

> Biyografi açık, sade bir dille yazılır.

Otobiyografi (Öz Yaşam Öyküsü): Kişi kendi hayatını, yine kendisi anlatıyorsa bu yazı türüne otobiyografi denir

Örnek Çıkmış Sınav Sorusu (1993-EML) :

“Karacaoğlan (1606-1689) halk şiirimizin en ünlü, en kuvvetli saz şairlerindendir. Adana’nın Bahçe ilçesinin Farsak köyünde doğmuştur. İçinde yaşadığı çevrenin ve insanların coşkun, gerçekçi şairidir.” cümleleriyle başlanan bir yazının türü, aşağıdakilerden hangisi olur?

A) Söyleşi

B) Anı

C) Bibliyografi

D) Biyografi

Çözüm :

Ünlü kişilerin hayatının anlatıldığı yazılara biyografi denir. Parçada, ünlü bir halk ozanı olan Karacaoğlan’ın hayatı anlatılmıştır. Cevap D seçeneğidir.

Gezi Yazısı (Seyahatname)

Gezilip görülen yerlerle ilgili bilgi, gözlem ve izlenimleri yansıtan yazılardır.

Gezi yazısında yazar, gezdiği yerleri anlatmalı; uydurma, yanlış bilgiler vermemelidir. Yazar gördüklerini okuyucusunun daha iyi algılaması için, karşılaştırma yapar. Okur, o yerleri sanatçıyla gezer gibi olur.

Gezi Yazısı Edebiyat Türünün Özellikleri

> Bu yazı türünde amaç gezilen görülen yerleri tanıtmaktır.

> Edebiyatımızın en meşhur gezi yazısı Evliya Çelebi’nin on ciltlik “Seyahatnamesi”dir. Bunun dışında Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Beş Şehir” adlı eseri ile Reşat Nuri Güntekin’in “Anadolu Notlan” bu türün önemli örneklerindendir.

Anı ile Gezi Yazısının Karşılaştırılması

1- Anıda yazar daha çok kendisinden söz eder.

2- Gezi yazılarında dış dünyaya ait gözlemler önemlidir.

Tiyatro

Yaşanmış ya da yaşanması mümkün olayları sahnede canlandırmak için yazılan eserlere denir.

Tiyatro Edebi Türünün Özellikleri

> Sahnede oynanmak için yazılır.

> Karşılıklı konuşma ve bu konuşmayı destekleyen hareketlere dayanır.

> Tiyatroda; sahne, dekor ve kostüm önemlidir.

ÖNEMLİ NOT:

Tiyatro konusuna göre üçe ayrılır:

1. Trajedi: Hayatın acıklı yönlerinin işlendiği tiyatro eseridir.

2. Komedi: insanları güldürerek eğitmeyi amaçlayan tiyatro eseridir.

3. Dram: Hayatın hem gülünç hem de acıklı yönlerini anlatan tiyatro türüdür.

Türk edebiyatında Batılı anlamda tiyatro Tanzimat’tan sonra görülür.

Haber

Bir olay veya konuyla ilgili 5N 1K kuralına göre yazılmış yazılara haber denir.

Bir haber yazılırken 5N 1K ilkesine uyma zorunluluğu vardır.

5N1K İlkesi Nedir? Soruları Nelerdir?

Ne?

Nerede?

Ne zaman?

Nasıl?

Niçin?

Kim?

Bu sorulara cevap veren haber her yönüyle tam bir haberdir. Bir haberde bulunması gereken dört nitelik vardır: ilginçlik, önemlilik, yenilik, doğruluk. Haberde herkesin anlayabileceği bir dil kullanılmalıdır. Haberi hazırlayan, habere kendi duygu ve düşüncelerini katmamalıdır.

Röportaj

Konusu soruşturma, araştırma olan gazete veya dergi yazılarına röportaj denir.

Röportaj yazıları, incelemeyi, araştırmayı, gezip görmeyi gerektirir. Röportaj yazarı, araştırmalarını kendi gözlem ve anlayışına göre değerlendirir.

Fikir Yazıları

Yazarın herhangi bir konu hakkındaki görüş ve düşüncelerini serbest bir şekilde ortaya koyduğu yazılardır.

Başlıca düşünce yazıları şunlardır:

Makale

Herhangi bir konuda bilgi vermek bir düşünceyi savunmak ya da eleştirmek amacıyla yazılan yazılara denir.

Makale Edebi Türünün Özellikleri

> Gazete ve dergi yazısıdır.

> Makalede yazar düşüncelerini kanıtlamak zorundadır.

> Araştırmaya ve incelemeye dayanır.

> Her konuda makale yazılabilir. (Konu serbesttir.)

> Anlatımı yalın ve yoğundur, nesnel bir nitelik taşır.

> Söz oyunlarına başvurulmaz, süslü anlatımdan uzak durulur.

> Edebiyatımıza gazete ile birlikte girmiştir.

Fıkra (Köşe Yazısı)

Fıkra; nükteli, güldürücü fıkralar ve köşe yazısı olan fıkralar olmak üzere ikiye ayrılır.

Yazarın gündelik olayları özel bir görüşle, güzel bir üslupla, kanıtlama gereği duymadan yazdığı kısa, günübirlik yazılardır.

> Köşe yazısı olan fıkralar gazete ve dergilerde yayımlanır.

> Düşünceyi ispatlama amacı yoktur.

> Güncel konular işlenir.

> Konu derinlemesine ele alınmaz.

> Günlük konuşma dili kullanılır.

Makale-Fıkranın Karşılaştırılması

1- Makalede ispat esastır.

2- Mutlaka bir sonuca gidilir.

3- Ciddi, bilimsel dil kullanılır.

4- Fıkralar daha serbest ve mizahi öğeler içerir.

5- Fıkrada yazar, ilgi çekici konulardaki düşüncelerini, yorumlarını bilimsel ve tarafsız olma kaygısı gütmeden yazar.

6- Makalede yazar doğruyu, fıkrada ise kendi doğrusunu anlatır.

Deneme

Bir yazarın herhangi bir konuyla ilgili duygu ve düşüncelerini kendisiyle konuşuyormuş gibi dile getirdiği yazı türüdür.

Denemenin Özellikleri

> Yazar konu seçiminde özgürdür, bir konu sınırlaması yoktur.

> Söylenenleri ispatlama kaygısı yoktur.

> Amaç, okura yeni bir bakış açısı kazandırmaktır.

> Düşünce kesin bir sonuca bağlanmaz.

> Samimi bir dil kullanılır.

> Deneme türünün öncüsü Montaigne’dir. “Dene meler” adlı eseri meşhurdur.

Örnek Çıkmış Sınav Sorusu :

Aşağıdaki seçeneklerin hangisinde, deneme türünün tanımı yapılmıştır?

A) Bir fikri açıklayıp ispatlamak amacını güden yazılardır.

B) Gazetelerin belli sütunlarında günlük konuların ele alındığı yazılardır.

C) Çeşitli konularda, fikirlerin iddiasızca ileri sürüldüğü yazılardır.

D) Temel konularda, ciddi bir üslupla yazılan yazılardır.

Çözüm :

A ve D seçeneklerinde makalenin, B seçeneğinde fıkranın, C seçeneğinde ise denemenin tanımı yapılmıştır. Deneme her konuda yazılabilen, kişisel görüşe dayalı, ispatlama amacı taşımayan yazılardır. Cevap C seçeneğidir.

Sohbet (Söyleşi)

Yazarın, bir konu hakkındaki kişisel görüşlerini, okurla konuşuyormuş gibi bir üslupla aktardığı fikir yazılarına denir.

Söyleşinin Özellikleri

> Gazete ve dergilerde yayımlanır.

> Yazarın biriyle konuşuyormuş gibi bir anlatımı vardır.

> Yazarın öğretme ve kanıtlama amacı yoktur.

> Konu, ayrıntılara inilmeden, konuşma havasında anlatılır, bu türün içten, hoş bir dili vardır.

Fıkra-Sohbet Farkı

1- Sohbette karşılıklı konuşma uslübü vardır.

2- Fıkrada yazar, serbest bir anlatımla düşüncelerini benimsetmeye çalışır.

3- Sohbetler dışa dönüktür.

4- Fıkra, gazetelerde yazılır.

5- Sohbetlerin ise gazetelerde yazılma zorunluluğu yoktur.

Sohbet-Deneme Farkı

1- Sohbette yazarın okuyucuyla konuşuyormuş gibi bir anlatımı vardır.

2- Denemede ise yazar kendisiyle konuşuyormuş gibidir.

3- Sohbette nüktelerden, halk söyleyişlerinden fıkralardan yararlanılır.

4- Sohbetin dili yalındır.

5- Denemede daha ciddi bir dil kullanılır.

6- Sohbette kısa ve yüzeysel bir anlatım vardır.

7- Sohbette amaç, okuyucunun yazar gibi düşünmesini sağlamaktır.

8- Denemede ise okuyucuyu yönlendirme amacı yoktur.

Mektup

Genel anlamda mektup, birbirinden uzakta bulunan kişilerin duygu, düşünce ve istekleri ile olayları duyurmak için birbirlerine yazdıkları yazılara denir.

Özellikler

> Haberleşme amacıyla yazılan bir yazı türüdür.

> Aziz Dostum, Sevgili Kardeşim gibi hitap sözcüğüyle başlar.

> Sağ üst köşeye tarih yazılır.

> Sağ alt köşeye ad soyad yazılıp imza atılır.

> Hâl hatır sorularak başlanır ve yazılış amacı belirtilir.

> Özel mektup, iş mektubu, edebi mektup gibi türleri vardır.

Eleştiri (Tenkit)

Bir eseri, bir kişiyi, bir konuyu olumlu ya da olumsuz yönleriyle ortaya koyan eserlerdir.

> Eleştiri bir kötüleme yazısı değildir. Eleştiri objektif olmalıdır.

> Eleştiri yazılan bir eserin tanınmasında çok etkilidir.

> Eleştiride amaç okura ve yazara yol göstermektir.

> Eleştiri yapan kişiye “eleştirmen” denir.

> Eleştirmenin kişisel duygularını kattığı eleştirilere öznel eleştiri, katmadığı eleştirilerine de nesnel eleştiri denir.

Örnek Çıkmış Sınav Sorusu (1990-DPY/7) :

Mektupla ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?

A) Hitap cümlesiyle başlar.

B) Sağ alt köşesine imza atılır.

C) İyilik dilekleriyle bitirilir.

D) Sol üst köşesine tarih yazılır.

Çözüm:

Mektuplar hitap sözleriyle başlar, iyilik dilekleriyle bitirilir. Mektuplarda tarih sağ üst köşeye, isim ve imza ise sağ alt köşeye yazılır. O hâlde bilgi yanlışlığı D seçeneğinde yapılmıştır. Doğru cevap D seçeneğidir.

Örnek Çıkmış Sorusu (1994-DPY) :

Aşağıdakilerden hangisi fikir yazısı değildir?

A) Makale

B) Biyografi

C) Sohbet

D) Deneme

Çözüm :

Fikir yazılarında yazar bir düşünceyi dile getirir. Bu tür yazılarda olay, yer, zaman, kahraman kavramları söz konusu değildir. Makale, sohbet ve deneme fikir yazısıdır. Biyografi ise ünlü birinin hayatını konu edinen yazıdır. Herhangi bir görüş ve düşünceye yer verilmez. Cevap B seçeneğidir.

Sözlü Edebiyat Ürünleri

Konuşmaya dayalı kompozisyon türleri de vardır. Bu türlerin de kendine özgü nitelikleri bulunmaktadır.

Konferans

Bir topluluğa bir konuyu anlatmak, bir konuya açıklık kazandırmak, yeni bir tezi veya görüşü açıklamak amacıyla konuyu iyi bilen kişiler tarafından yapılan konuşmalara denir.

Konferansta bilgi verme esastır. Dinleyicileri merak ve araştırmaya yönlendirme amaç olmalıdır.

Açık Oturum

Toplumu yakından ilgilendiren bir konunun, belirli bir sürede bir başkanın yönetiminde, birden çok kişi tarafından, sırayla, çeşitli yönlerden tartışılmasına ve incelenmesine denir.

Söylev (Nutuk)

Bir topluluğa heyecan vermek veya belirli bir düşünceyi aşılamak içi yapılan coşkulu konuşmalara denir.

Panel ve Forum

Bir konunun karara varmaktan çok, çeşitli yönlerden aydınlatılması için, küçük bir topluluk önünde bir sohbet havası içinde tartışılmasına panel denir.

Panel sonunda tartışmaya dinleyenler de katılırsa tartışma forum adını alır.

Sempozyum

Bir konu üzerinde değişik kişiler tarafından belirli bir sürede yapılan seri konuşmalara denir.

Münazara

Herhangi bir konudaki karşıt görüşlerin belli kural ve yöntemlerle dinleyiciler önünde savunulduğu tartışmalara münazara denir. Münazara tarafsız bir başkan tarafından yönetilir. Münazarada tarafların başarısını değerlendirmek için bir jüri oluşturulur.

 

 

Sevgili öğrencilerim; 8. Sınıf Edebi Türler ve Sözlü Sanatları anlatımı şimdilik bu kadar. 8. Sınıf Edebi Türler ve Sözlü Sanatları konusu hakkında tüm yanlış ve varsa eksiklikleri lütfen iletişim formu ile bize bildirin. Bu konu ile ilgili çıkmış soruları da içeren test mi çözmek istiyorsunuz. Neden Türkçeci Mobil Uygulamasını denemiyorsunuz?

Türkçeci mobil uygulaması hakkında daha geniş bilgi için buraya tıklayabilirsiniz.

 

Yorum Yap