Türk Edebiyatı -Garip Hareketi 1. Yeni

Şiirde Devrim: Garip Hareketi (Birinci Yeni) ve Üç Asi Şair

Merhaba gençler, bugün edebiyat tarihimizin en asi, en kural tanımaz hareketini, yani Garipçileri konuşacağız!

Şiir, hepimizin hayatında bir yerdedir; bazen bir şarkının sözünde, bazen de içimizi döktüğümüz bir notta. Ama 1940’lı yıllarda üç şair çıktı ve “Bu şiir kalıpları bize dar geliyor!” dedi. İşte o devrimci hareketin adı Garip Hareketi, diğer adıyla Birinci Yeni’dir.

Garip Hareketi (Birinci Yeni) Nedir?

Garip Hareketi, 1941 yılında Orhan Veli Kanık, Melih Cevdet Anday ve Oktay Rıfat Horozcu tarafından yayımlanan “Garip” adlı ortak kitapla başlatılan, şiirde ölçü, uyak ve her türlü sanatsal süslemeyi reddeden çığır açıcı bir akımdır. Bu hareketin temel amacı, şiiri şairane ve elit zümrenin elinden alarak sokağa, halkın günlük konuşma diline ve basit yaşamına indirmektir.

Neden Ortaya Çıktı? (Garipçilerin İsyanı)

Gençler, edebiyat akımları durup dururken ortaya çıkmaz. Ortada bir sıkıntı, bir bıkkınlık varsa yeni bir ses doğar. Garipçiler de tam olarak bu sıkıntıdan doğdu. Peki, neye isyan ediyorlardı?

  • Şiirin Sıkıcılığına: O dönemin şiirleri genellikle çok süslü, çok sanatlıydı. Herkesin anlayabileceği türden değildi. Şiir, adeta yüksek bir duvara hapsedilmişti.
  • Kalıplara ve Kurallara: Hece ölçüsü, aruz ölçüsü, kafiye şemaları… Şairler bu kurallara uymaktan yorulmuştu. Garipçiler, “Bizim duygularımızı bu dar kalıplara sığdıramazsınız!” dedi.
  • Şairane Dilden Kaçış: Garipçiler, şiirin, sanki gökten inmiş gibi, ulaşılmaz bir dil kullanmasını istemiyordu. Onlara göre şiir, simitçinin, memurun, öğrencilerin diliyle yazılmalıydı.

Bu üç şair, “Şiir, her şeyin konusudur!” sloganıyla yola çıktı. Yani, bir bakkal fişi, bir tramvay bileti, hatta bir kedi bile şiirin konusu olabilirdi. Önemli olan, o anlık duyguydu.

Üç Devrimci: Garip’in Kurucuları Kimlerdir?

Bu hareketin motoru üç yakın arkadaştı. Onlara kısaca “O.M.O.” da diyebiliriz. Bu üç isim, Türk şiirinin yönünü tamamen değiştirdi:

Orhan Veli Kanık: Hareketin Lideri

Orhan Veli, Garip’in en tanınan ve en sivri ismidir. O, şiiri “basitleştirme” misyonunu üstlendi. Onun şiirlerinde yaşama sevinci, hüzün ve ironi (alay) iç içedir. Meşhur “Yazık oldu Süleyman Efendi’ye” dizesiyle başlayan şiiri, basit bir nasır hikayesinden bile nasıl şiir çıkacağını gösterir.

Melih Cevdet Anday: Düşünce Adamı

Melih Cevdet, Garip’in daha felsefi, daha derinlikli yüzünü temsil eder. O, sadece biçimi değil, şiirin toplumsal rolünü de sorguladı. Onun şiirleri, insanın varoluşunu ve çevresiyle ilişkisini inceler.

Oktay Rıfat Horozcu: Uyumlu Şair

Oktay Rıfat, başlangıçta Garip akımına sıkı sıkıya bağlı kalsa da, ilerleyen yıllarda şiirini değiştirerek farklı denemeler yaptı. Ancak Garip dönemindeki şiirleri, hareketin mizahi ve sade dilini başarıyla yansıtır.

Garip Şiirinin Temel Özellikleri (Kuralları Yıkıyoruz!)

Şimdi gelelim bu hareketin en can alıcı noktalarına. Bir şiirin Garip Hareketi’ne ait olduğunu nasıl anlarız? İşte size Garipçilerin “yapmayın” dedikleri ve “yapın” dedikleri maddeler:

1. Ölçü ve Uyak (Kafiye) Yok!

Garipçiler, şiirin müzikal ritmini sağlayan ölçüyü (vezin) ve ses uyumunu (kafiye) tamamen çöpe attı. Onlara göre bunlar, şairi kısıtlayan gereksiz zincirlerdi. Şiir, serbest olmalıydı.

2. Şiir Sokağa İndi: Sade ve Günlük Dil

Sanatlı, ağır, Osmanlıca kelimelerle dolu bir dil yerine, sokağa çıktığınızda duyduğunuz, arkadaşınızla konuştuğunuz dili kullandılar. Bu sayede şiir, halkın malı oldu. “Vay be, ben de şiir yazabilirmişim!” dedirtti.

3. Şairanelikten Kaçış ve Mizah

Garipçiler, şiirin illa ki “ulvi” (yüce) konulardan bahsetmesi gerektiği fikrini reddetti. Aşk, ölüm gibi konular yerine; sıradanlık, fakirlik, işsizlik, hatta can sıkıntısı bile şiirin konusu oldu. Şiirlerinde sık sık ironi ve mizah kullandılar. Bir bakmışsın, şiir seni güldürüyor!

4. Duygu Yerine Akıl ve Mantık

Önceki dönem şiirleri genellikle aşırı duygusaldı. Garipçiler ise duygudan çok, aklın ve gözlemin önemini vurguladılar. Şiir, bir durumu fotoğraf gibi çekmeliydi.

Aşağıdaki tablo, Garipçilerin neyi yıktığını ve neyi getirdiğini çok net gösteriyor. Bu tabloyu not defterine mutlaka kaydet!

Garip Hareketi ve Geleneksel Şiir Karşılaştırması
ÖzellikGeleneksel Şiir (Hece/Divan)Garip Hareketi (1. Yeni)
Biçim (Form)Ölçü (Vezin), Uyak (Kafiye) zorunludur.Serbest nazım (Ölçü ve uyak tamamen reddedilir).
Dil ve ÜslupAğır, sanatlı, süslü, “şairane” dil.Sade, günlük konuşma dili, argo bile kullanılabilir.
KonuAşk, kahramanlık, din, doğa (yüce konular).Sıradan insan, günlük yaşamın sıkıntıları, yoksulluk.
AmaçKurala uymak, estetik haz vermek.Anlamı ön plana çıkarmak, okuyucuyu şaşırtmak.

Akılda Kalıcı Örnekler ve Şiirlerden Kesitler

Garipçilerin şiir anlayışını en iyi, onların eserlerinden anlayabiliriz. Bu şiirler, o dönemin okuyucularını şok etmişti. Şiir böyle mi olurmuş?

Orhan Veli Kanık’tan: “Anlatamıyorum”

Bu şiir, Garip’in sadeliğini ve günlük dille derin duyguları nasıl aktardığını gösterir:

Uyuşamayız, yollarımız ayrı;
Sen ciğercinin kedisi, ben sokak kedisi;
Senin yiyeceğin kalaylı kapta, benimki çöplükte;
Senin ayakların temiz, benimkiler çamurlu;
Senin tırnakların kesilmiş, benimkiler uzamış…

Gördüğünüz gibi, ne bir kafiye var, ne de zorlama bir kelime. İki kedinin üzerinden toplumsal farkı anlatıyor. İşte Garip budur!

Melih Cevdet Anday’dan: “Rahatı Kaçan Ağaç”

Garipçiler, doğayı bile sıradanlaştırdı. Ağaçlar artık mitolojik varlıklar değil, mahallenin bir parçasıydı:

Tanıdık bir ses var, bir de ağaç
Ağaçtan rahatsız olan, ağacı rahatsız eden bir ses.
Herkesin bir derdi var, durur içinde
Benim de bir derdim var, durur içimde.

Garip Hareketi’ne Tepkiler ve Sonuç

Elbette, böylesine radikal bir değişim tepkisiz kalmadı. Geleneksel şiiri savunanlar Garipçilere çok kızdı. Onları “şiiri katletmekle,” “edebiyatı basitleştirmekle” suçladılar.

Peki, Garip Hareketi Neyi Başardı?

Garip, Türk edebiyatında silinmez bir iz bıraktı:

  • Şiiri halka indirdi ve okur sayısını artırdı.
  • Şairlere, “Kural olmadan da şiir yazılabilir” cesaretini verdi.
  • Kendilerinden sonra gelen tüm serbest şiir akımlarının (özellikle İkinci Yeni’nin) yolunu açtı.

Garipçiler, şiirin sadece belli bir kesimin tekelinde olmadığını, hayatın kendisinin şiir olduğunu bize gösterdi. Onlar sayesinde artık bir simit bile bize şiir gibi görünebilir. İşte bu yüzden, Garip Hareketi’ni anlamak, modern Türk şiirini anlamanın ilk adımıdır.

Benzer Dersler