9. Sınıf EDEB AKIMLAR Hisarcılar
|

Edebiyatın Kalesi: Hisarcılar Akımı ve Gelenekle Direnişin Öyküsü

Merhaba gençler, bugün edebiyatın kalesine, Hisarcılar’a doğru bir yolculuğa çıkıyoruz!

Hisarcılar Akımı, 1950 yılında Ankara’da yayımlanmaya başlayan “Hisar” dergisi etrafında toplanan şair ve yazarların oluşturduğu, edebiyatımızda milli ve geleneksel değerleri savunmayı amaç edinmiş bir harekettir. Bu akım, şiirde ölçü, uyak (kafiye) ve hece vezninin önemini vurgulayarak, özellikle Garip Akımı’nın getirdiği aşırı serbestliğe ve Batı taklitçiliğine karşı durmuştur. Hisarcılar, sanatın hem milli hem de estetik olması gerektiğine inanmıştır.

Neden Hisarcılar? Edebiyatın Kalesi Nasıl Kuruldu?

Gençler, edebiyat tarihinde her zaman bir denge savaşı vardır. 1940’lı yıllarda Garip Akımı (Birinci Yeni) çıktı ve şiirdeki tüm kuralları, ölçüleri, kafiyeleri “gereksiz” ilan etti. Şiir sanki günlük konuşma dili gibi olmalıydı. İşte tam bu karmaşa ortamında, “Hayır, bizim köklü bir geleneğimiz var!” diyen bir grup şair, tıpkı bir kalenin içinde toplanır gibi Hisar dergisinde bir araya geldi.

Bu akımın en temel amacı, milli kültürümüzü kaybetmeden, öz Türkçe ile nitelikli eserler üretmekti. Onlar için sanat, sadece toplumsal mesaj vermek ya da sadece eğlenmek için değildi; sanat, sanat için yapılmalıydı. Yani, estetik kaygı her şeyden önce geliyordu.

Hisarcılar’ın Savunduğu Temel İlkeler

Hisarcılar, edebiyatı bir miras olarak görüyor ve bu mirası korumak için bazı net kurallar koyuyorlardı. Gel beraber bu kurallara, yani onların temel ilkelerine bir göz atalım:

  • Milli Kültür Temeli: Edebiyatımız, Batı taklitçiliğinden uzak durmalı, kendi köklerimizden beslenmelidir. Bizim kendi değerlerimiz, tarihimiz ve geleneklerimiz en büyük ilham kaynağımızdır.
  • Dilin Saflığı: Türkçenin en güzel, en temiz hali kullanılmalıdır. Onlar, dildeki yabancılaşmaya ve karmaşık, anlaşılmaz ifadelere karşı durdular.
  • Ölçü ve Uyak (Kafiye) Geri Gelmeli: Garipçilerin attığı ölçü ve uyak, şiire yeniden estetik bir değer katmak için zorunludur. Özellikle hece ölçüsü, bizim milli ölçümüzdür.
  • Sanat Sanat İçindir: Sanat, politik veya ideolojik bir araç olmamalıdır. Edebi eser, öncelikle estetik bir güzellik sunmalıdır.
  • Yenilik Gelenekten Gelmeli: Yenilik yapmak güzeldir, ama bu yenilik, geçmişi tamamen yok sayarak değil, geleneksel temeller üzerine inşa edilerek yapılmalıdır.

Hisarcılar’ın Temsilcileri ve Dergileri

Sevgili öğrenciler, burada çok önemli bir ayrım yapmamız gerekiyor! Bazı eski ders notlarında (tıpkı elinizdeki notta olduğu gibi) Hisarcılar Akımı’nın temsilcileri arasında Orhan Kemal, Kemal Tahir gibi isimler görürsünüz. Aman dikkat! O isimler, köy hayatını ve toplumsal sorunları anlatan, bambaşka bir akım olan “Toplumcu Gerçekçilik” akımının yıldızlarıdır.

Hisarcılar Akımı ise, şiirde ölçüye ve milli kültüre önem veren bambaşka bir gruptur. Onlar, edebiyatı “sosyal mesaj” verme aracı olarak görenlere karşı çıkmışlardır. Hisarcılar, adını 1950-1980 yılları arasında çıkan Hisar Dergisi‘nden almıştır.

Akımın Çekirdek Kadrosu

Akımın kurucu ve devam ettirici kadrosu, edebiyatı geleneksel zeminde tutmaya kararlıydı. Onların şiirleri, sağlam yapısı ve milli duyguları yansıtmasıyla bilinir.

Hisarcılar Akımının Öncü İsimleri ve Sloganları
TemsilciÖnemli Özelliği / MottoEdebi Türü
Mehmet ÇınarlıHisar dergisinin kurucusu ve akımın en istikrarlı sesi. Şiirde ahengi ve temiz Türkçeyi savundu.Şiir, Deneme
İlhan GeçerGeleneksel şiir yapısını modern temalarla birleştirdi. Duygusallık ve yurt sevgisi önemlidir.Şiir
Munis Faik OzansoyAruz ve heceyi ustaca kullanan, dilin zenginliğini eserlerine taşıyan usta kalem.Şiir
Gültekin SamanoğluDuygu ve düşünceyi derinlikli bir dille işledi. Akımın temel ilkelerine sıkı sıkıya bağlıydı.Şiir
Mustafa Necati KaraerMilli ve manevi değerleri öne çıkaran, lirik şiirleriyle tanınan isim.Şiir

Hisarcılar Neye Karşı Çıktı? Edebiyattaki Kavga

Peki, bu kadar gelenekselci ve milli duygulara bağlı bir akım neden ortaya çıktı? Çünkü o dönemin edebiyat ortamı çok hareketliydi ve Hisarcılar bu hareketliliğin bazı yönlerini tehlikeli buluyordu. Onların en büyük “rakibi” veya karşı çıktığı akımlar şunlardı:

1. Garip Akımı (Birinci Yeni) ve Kuralsızlık

Garipçiler (Orhan Veli, Melih Cevdet, Oktay Rifat), şiiri basitleştirmiş, her türlü kuralı yıkmıştı. Hisarcılar, bu durumu şiirin “yozlaşması” olarak gördü. Onlara göre şiir, sıradan bir nesir (düzyazı) olamazdı; mutlaka bir estetiği, ölçüsü ve ahengi olmalıydı. Hisarcılar, şiirin soylu bir tür olduğunu savunarak Garipçilerin “sokak diline” tepki gösterdi.

2. Toplumcu Gerçekçilik ve İdeolojik Baskı

Dönemin bir diğer güçlü akımı, Toplumcu Gerçekçilik’ti (Orhan Kemal, Kemal Tahir, Fakir Baykurt). Bu akım, edebiyatı tamamen toplumsal sorunları çözmek, halkı bilinçlendirmek için bir araç olarak görüyordu. Hisarcılar ise, “Sanat, ideolojinin kölesi olamaz,” diyerek bu duruma karşı çıktı. Onlar, sanatın amacının güzellik ve estetik yaratmak olduğunu, siyasi mesaj vermenin ikinci planda kalması gerektiğini savundu.

3. Batı Taklitçiliği ve Yabancılaşma

Hisarcılar, özellikle 1950 sonrası edebiyatımızda artan Batı (Fransız, Amerikan) taklitçiliğine ve kendi kültürümüzden uzaklaşmaya şiddetle karşı çıktı. Onlar, “Bizim özümüz var, neden başkasını taklit edelim?” düşüncesiyle, Türk milletinin tarihinden ve kültüründen güç alarak özgün eserler üretmeyi hedeflediler.

Hisarcılar’ın Dil ve Anlatım Özellikleri

Hisarcılar, sadece ne yazdıklarıyla değil, nasıl yazdıklarıyla da fark yaratmıştır. Onların kullandığı dil, samimi ve güçlüdür:

  • Sade ve Akıcı Türkçe: Halkın kolayca anlayabileceği, yabancı kelimelerden arındırılmış bir dil kullanmayı ilke edindiler. Bu, onların milli kimlik anlayışının bir parçasıydı.
  • Geleneksel Nazım Biçimleri: Hece ölçüsü, dörtlük geleneği ve sağlam kafiye örgüsü şiirlerinin temelini oluşturur.
  • Lirik ve Epik Temalar: Şiirlerinde genellikle aşk, doğa, gurbet gibi lirik temaların yanı sıra, vatan sevgisi, tarih ve milli değerler gibi epik ve didaktik (öğretici) temaları da yoğun olarak işlediler.
  • Duygusallık ve Samimiyet: Şiirlerinde kuru bir anlatım yerine, okuyucunun iç dünyasına dokunan, duygusal yoğunluğu yüksek bir üslup kullandılar.

Akımın Edebiyatımızdaki Yeri

Hisarcılar Akımı, Türk edebiyatında bir “denge unsuru” görevi görmüştür. Bir yanda kuralları hiçe sayan Garipçiler, diğer yanda sanatı sadece ideolojiye indirgeyen Toplumcu Gerçekçiler varken, Hisarcılar, geleneksel şiirin ölmediğini, aksine hala güçlü bir damar olduğunu kanıtlamıştır. Onlar, Türk şiirinin köklerini koruyarak, sonraki kuşaklara milli bilinci ve dil sevgisini aşılamışlardır. Bu yüzden, 1950 sonrası Türk edebiyatını anlamak için Hisarcılar’ın direnişini çok iyi bilmemiz gerekiyor.

Unutmayın gençler, edebiyat sadece okumak değil, aynı zamanda bu akımların neden ve nasıl ortaya çıktığını anlamaktır. Hisarcılar, bize kendi öz değerlerimize sahip çıkmanın ne kadar önemli olduğunu gösteren güçlü bir örnektir!

Benzer Dersler