Kaşgarlı Mahmut ve Divan-ı Lügat’it Türk: Türkçenin Tapusu ve Kültür Atlası
Merhaba Gençler! Türkçenin En Büyük Hazinesine Yolculuk
Merhaba gençler, nasılsınız? Bugün öyle bir esere dalıyoruz ki, bu kitap adeta Türkçenin kimlik kartı, hatta tapusu! Sınavlarda karşınıza sıkça çıkacak, edebiyat tarihimizin köşe taşlarından biri olan *Divan-ı Lügat’it Türk*’ü (Türk Dillerinin Sözlüğü) konuşacağız. Hazır mıyız? Kemerleri bağlayın, 11. yüzyıla, Kaşgar’a doğru uçuyoruz!
Divan-ı Lügat’it Türk, 11. yüzyılda (1072-1077 yılları arasında) Kaşgarlı Mahmut tarafından Bağdat’ta kaleme alınmış, Türk dilini Araplara öğretmeyi amaçlayan, aynı zamanda Türk lehçelerini, coğrafyasını, kültürünü, atasözlerini ve şiirlerini barındıran ilk büyük Türk dili ansiklopedik sözlüğüdür. Bu eser, Türkçenin Arapça kadar zengin ve köklü olduğunu ispatlama misyonu taşıdığı için dilimizin onur belgesi olarak kabul edilir.
Kaşgarlı Mahmut: Dilin Dedektifi ve Türkçenin Savunucusu
Peki, bu dev eseri yazan Kaşgarlı Mahmut kimdir? O, sıradan bir âlim değildi gençler. O, Türkçeyi bir dedektif gibi takip eden, her bir kelimenin izini süren gerçek bir dil sevdalısıydı. Karahanlı hanedanından gelen Mahmut, iyi bir eğitim aldıktan sonra kendini Türk coğrafyasını gezmeye adadı.
Düşünün ki, 11. yüzyılda ne uçak var, ne hızlı tren. O, at sırtında, bazen yaya olarak kabile kabile dolaştı. Neden mi? Çünkü Türkçenin her bir ağzını, her bir şivesini yerinde dinlemek, kaybolmaya yüz tutmuş kelimeleri bulup çıkarmak istiyordu. O, sadece bir sözlük yazarı değil, aynı zamanda bir etnograf, bir coğrafyacı ve en önemlisi, Türkçenin en büyük savunucusuydu.
Eserin Yazıldığı Dönem ve Amacı: Türkçenin İtibarı
Kitabın yazıldığı dönem çok kritikti. İslam coğrafyasında Arapça bilim ve din dili, Farsça ise edebiyat dili olarak çok baskındı. Türkler İslamiyet’i kabul etse de, Türkçenin bu diller karşısında “basit” bir dil olduğu algısı yayılmaya başlamıştı. İşte Kaşgarlı Mahmut, bu algıyı kökten değiştirmek için kolları sıvadı.
Onun amacı şuydu: “Türkçenin de Arapça kadar zengin, kurallı ve köklü bir dil olduğunu kanıtlamak!”
- Öğretme Amacı: Eser, Bağdat’ta yaşayan Abbasi Halifesi’ne sunulmuştur. Temel hedef, Araplara Türkçeyi öğretmek, Türklerin ne kadar büyük bir medeniyete sahip olduğunu göstermekti.
- Savunma Amacı: Türkçenin gramer kurallarını, kelime hazinesini ve edebi gücünü ortaya koyarak dilimize uluslararası bir itibar kazandırmak.
- Kayıt Altına Alma Amacı: Farklı Türk boylarının (Oğuz, Kıpçak, Uygur vb.) dillerini, geleneklerini ve sözlü kültür ürünlerini (şiir, atasözü) unutulmadan önce tek bir eserde toplamak.
Divan-ı Lügat’it Türk: Bir Sözlükten Çok Bir Ansiklopedi
Gençler, bu esere sadece “sözlük” deyip geçmek haksızlık olur. Eğer bu kitap bir ev olsaydı, her odası ayrı bir hazine saklardı. Kelimelerin anlamlarının yanı sıra, Kaşgarlı Mahmut bize Türklerin o dönemdeki yaşamına dair ipuçları veriyor.
Atasözleri ve Deyimler: Geçmişten Gelen Sesler
Divan-ı Lügat’it Türk’ü değerli yapan en önemli unsurlardan biri, eserde yer alan yaklaşık 400 civarındaki atasözü (sav) ve deyimdir. Bu sözler, bize bin yıl önceki Türk mantalitesini, mizahını ve hayata bakış açısını gösterir. Mesela, “Kanı kaynamak” veya “gözü açılmak” gibi deyimlerin kökenlerini bu kitapta bulabiliyoruz.
Edebi Ürünler: Şiir ve Destan Parçaları
Kaşgarlı Mahmut, kelimeleri açıklarken sıkıcı tanımlar yerine, o kelimenin geçtiği şiirlerden, destanlardan veya manilerden örnekler kullanmıştır. Bu sayede, kaybolmaya yüz tutmuş pek çok edebi ürünü de günümüze taşımıştır. Bu örnekler genellikle üç ana başlıkta toplanır:
1. Sav (Atasözü): Hayat tecrübelerini kısa ve özlü bir şekilde anlatan kalıplaşmış sözlerdir. (Örn: “Yazda yagı yagmur yağsa, kışta karı çok olur.” – Yazın çok yağmur yağarsa, kışın karı çok olur.)
2. Sagu (Ağıt): Ölen bir kişinin ardından duyulan acıyı ve kahramanlıklarını anlatan şiirlerdir. Divan’da Alp Er Tunga sagusunun önemli parçaları yer alır.
3. Koşuk (Şiir): Doğa, aşk, avcılık gibi konuları işleyen, hece ölçüsüyle yazılmış lirik şiirlerdir. Bu şiirler, Türklerin o dönemdeki eğlence ve sosyal hayatını yansıtır.
Türk Dünyası Haritası: Dilin Coğrafyası
Kitabın en çarpıcı özelliklerinden biri de, Kaşgarlı Mahmut’un kendi çizdiği dünya haritasıdır. Bu harita, Türklerin yaşadığı coğrafyayı merkezine alır. Bu, sadece bir harita değil, aynı zamanda Türk boylarının nerede yaşadığını gösteren, dilin sınırlarını çizen bir belgedir. Haritada doğuda Japonya’dan batıda Bizans’a kadar geniş bir alan tasvir edilmiştir.
Divan-ı Lügat’it Türk’ün Yapısal Özellikleri
Divan, Arap alfabesiyle yazılmıştır ve Arapça gramer kurallarına göre düzenlenmiştir. Yani, Mahmut önce Arapça bir kelimeyi veriyor, ardından bu kelimenin Türkçe karşılığını, kullanımını ve o kelimenin geçtiği şiir veya atasözü örneğini ekliyordu. Bu düzen, eserin Araplar için ne kadar kullanışlı olduğunu gösterir.
Peki, bu eseri bu kadar özel yapan ne? Gelin, en önemli noktaları bir tabloda toplayalım ki, bilgiler beynimize net bir şekilde kazınsın:
| Özellik | Açıklama | Öğrenci İçin Önemi (Neden Bilmeliyiz?) |
|---|---|---|
| Eserin Türü | Ansiklopedik Sözlük (Dil ve Kültür Atlası) | Türkçenin ilk kapsamlı sözlüğü olması ve bilimsel ciddiyeti. |
| Yazarın Yöntemi | Gözlem ve Alan Araştırması | Kaşgarlı Mahmut’un bizzat Türk boylarını gezerek veri toplaması, eserin güvenilirliğini artırır. |
| Ana Amaç | Türkçenin Üstünlüğünü Kanıtlamak | Türkçenin Arapça karşısında savunulması ve itibarının yükseltilmesi. |
| İçindeki Sanat Ürünleri | Sav (Atasözü), Sagu (Ağıt), Koşuk (Şiir) | İslamiyet öncesi Türk edebiyatının günümüze ulaşan en önemli kaynaklarını içerir. |
| Ek Bilgiler | Harita ve Etnografik Notlar | 11. yüzyıl Türk coğrafyası, boyları ve yaşam tarzları hakkında bilgi verir. |
Neden Bu Kitap Hala Önemli? (Mirasımız)
Şimdi gelelim can alıcı soruya: Aradan bin yıla yakın zaman geçti, neden biz hala bu kitabı okuyoruz, öğreniyoruz? Gençler, dil bir milletin hafızasıdır. Eğer hafızamızı kaybedersek, kim olduğumuzu unuturuz.
Divan-ı Lügat’it Türk, bizim kökümüzdür. Bu eser sayesinde, 11. yüzyılda kullandığımız kelimeleri, kurduğumuz cümleleri, güldüğümüz fıkraları ve ağladığımız ağıtları biliyoruz. Kaşgarlı Mahmut, o zorlu koşullarda bu bilgileri kaydetmeseydi, Türkçenin o dönemki zenginliği belki de sonsuza dek kaybolacaktı.
Bu eser bize şunu fısıldar: “Sizin diliniz köklü, sizin kültürünüz zengin, sizin tarihiniz gurur verici.”
Kitabın Kayıp ve Bulunuş Hikayesi
Bu kadar önemli bir eser olmasına rağmen, Divan-ı Lügat’it Türk’ün orijinali maalesef kaybolmuştur. Ancak 13. yüzyılda yazılmış tek bir kopyası (nüshası) vardır. Bu kopya, yıllarca kayıp kaldıktan sonra 20. yüzyılın başlarında İstanbul’da, Diyarbakırlı Ali Emiri Efendi tarafından bulunmuştur. Bu buluş, Türk dil bilimi için adeta bir milat olmuştur. Ali Emiri Efendi, el yazmasını büyük bir fedakârlıkla korumuş ve Türk milletine armağan etmiştir. Düşünsenize, bir kopyası olmasaydı, bu muazzam mirastan haberimiz bile olmayacaktı!
Özetle sevgili öğrencilerim, Kaşgarlı Mahmut bize sadece bir sözlük bırakmadı; bize kim olduğumuzu, nereden geldiğimizi ve dilimizin ne kadar güçlü olduğunu gösteren bir fener bıraktı. Dilimize sahip çıkmak, onu doğru kullanmak ve zenginleştirmek, Kaşgarlı Mahmut’un bize bıraktığı bu mirasa en güzel saygı duruşudur. Başarılar dilerim!







